.

.
.

18 Ocak 2017 Çarşamba

ÇELINÇLI YAZI 2

Her sabah güneşli bir güne uyanma hayaliyle kalkıyorum yataktan ve daha yüzümü yıkamadan, gözlerim yarı açık, ayaklarımı sürüye sürüye mutfak balkonuna koşturuyorum. En net hava raporu oradan alınıyor çünkü. Bu sabah muradıma erdim, yerler hala gece yağan yağmurun izlerini taşıyor olsa da güneş ortalığı pırıldatmıştı. Güneşe göz kırpıp banyoya yönelirken burnuma sucuk kokusu doldu. Hemen başlamayın, "Ooo kahvaltın da hazırlanmış" diye, yok bizde sucuk mucuk, hazır kahvaltı falan. Bu tamamen "komşuda pişer, kokusu bize düşer" meselesi, bu eve taşındık taşınalı çözümsüz konulardan biri. Alt kat komşumuz ne pişirirse bizim evde kokar. Hatta en ilginci mutfaktan en uzak konumdaki yatak odasında en yoğun kokar, alt katın mutfağından bizim yatak odasına uzanan aromatik kanallar var sanırım :) Güneşle gelen keyfim sucuk kokusuyla biraz kaçsa da "kuyruk yağı da olabilirdi-ki oluyor-buna da şükür" diyerek sabah rutinine daldım. 

Balkonumuzun çınarı iyice çıplanmış, son yağmur ve fırtına inatla direnen son yapraklarını da savurmuş dört bir yana. 


Perdelerini sonuna kadar fora etmiş evlere dönmüş görüntüsü. Üst dallarından avizeler sarkıyor, ardından ise karla kaplanmış Beydağları görüş alanımıza girmiş. Kimi zaman tombul kumrular da göze çarpıyor çıplak dallar arasında ama kumrular çınardan ziyade bizim balkonu seviyor. Bilhassa da mutfak balkonunun kapısının tam üstünü. Bu yeni nesil bir garip, öncekiler bulduğu çukur zemine yuva yapar yumurtlardı, bunlar tepelerde geziyor. Klimanın üstüne göz diktiler bir ara, havalı naylonla doldurup engelledim. Şimdi dışa açılan balkon kapısının tepesine bayılıyorlar. Kumru gübresi işe yarasa zengin olurdum, kapıdan pislik kazımaktan gına geldi. 10 yıl kuş doğumevi hizmeti verdikten sonra yaşadığımız bitlenme olayından beri mümkün mertebe uzak tutmaya çalışıyorum kusura bakmasınlar, üç gün kaşındık evcek :)

Gelelim çelıncımıza, bugün 2. gün ve yine kazık bir soru:

-Kalbini kazanmanın 5 yolu:

Bu soruyu yazılı yoklamada sorsam öğrencinin biri parmak kaldırır ve "Hocam soruyu anlamadım, küsken mi kalbimiz kazanılacak yoksa normal zamanlarda mı?" diye sorabilirdi. Hoş benim öğrencilere adını sorsam yine "soruyu anlayamadım" diyen çıkardı ya :) Ben de Sonik Hanım'a sorsam dedim ama o da aynı şeyi kendine sormuştur muhtemelen, ne bilsin soruyu hazırlayanın ne amaçla sorduğunu. En iyisi iki şekilde de cevap vermek. 
Küsken kalbimi kazanmak diye bir şey yok, küstürmeyeceksin arkadaş. Ben kolay kolay küsmem, çok affedici, hoşgörülü ve manyakcasına empaticiyimdir. Çoğu kez kendime haksızlık ettiğimi bile bile kendimi suçlarım olup biten tatsızlıklarda ve sanırım insanlar da bunun farkında ki sürekli sitem yer, suistimal edilirim. O yüzden çok zor küserim ama küstüm mü de tam küserim. İlişkim sürer belki ama Cahit Külebi'nin dediği gibi "içimdeki şarkı biter". Yeniden bestelense de detone olur, rağbet görmez. 

Kalbimi kazanmanın amacı mutlu etmekse bak onlar çok kolay. Şu aşağıdakini bana getiren yalnız kalbimi kazanmakla kalmaz ciğeri, böbreği de feda ederim :)


Sadece bu değil, karşıdakinin beni düşünerek seçtiği, kişiye özel minicik bir hediye bile kalbimi kazanmanın en basit yoludur. Sevdiğim bir şeye rastlandığında, sevdiğim bir kitap okunduğunda, özel bir günümde "seni hatırladım" denmesi mutluluk kaynağıdır benim için. Bir de "harbi ol, canımı al" derler ya, içi-dışı bir, riyadan uzak, samimi, vicdan sahibi herkes için kalbimde daima suit bir oda mevcut, girsin sereserpe yerleşsin...

10 yorum:

  1. Tam diyordum ki, nerede bu ikinci çelınç kardeşim, yazın çıkıverdi.
    Ben de yazıyorum şimdi hemen.
    Pek güzel oldu bu iş, nerde hareket orda bereket! :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hakikaten güzel oldu, tozlar silkelendi. Bizim gibi inatla yazanlara da konu çıktı :)

      Sil
  2. Örtmenimmm benim blog sayfamı görebiliyor musunuz hala?

    YanıtlayınSil
  3. leylağım ,
    karşılıklı aynı değeri veriyorsa iki insan zaten kalpler birliktedir değil mi?
    özledim senin güzel yorumlarını epeydir beni mahrum ediyorsun.
    sitem değil sadece özlem benimkisi,
    güzel yürekli arkadaşım sevgiler
    güzel bir yazı olmuş yine her zamanki gibi

    YanıtlayınSil
  4. O koku meselesini herhalde bende 10 senedir yaşıyorum. Akşam eve girdiğimde alt komşumun ne pişirdiğini ana yemek, ara sıcak hepsini sayabilirim. Sağolsun burnumu çok geliştirdiler :) Hoş onların da suçu değil kıyamam, o mutfağa tek boru çizen kimse onun kulaklarını çınlatmak lazım aslında...

    Kin tutmamak, öfkeyi yürekte barındırmamak ne güzel bir erdemdir.
    Kalp kırmadan gönül fethetme çiçekleri olsun bu çiçekler inşallah :)

    Sevgiler..

    YanıtlayınSil
  5. Bırak kırmak , kazanan korusun o kalbi :)

    YanıtlayınSil
  6. :)) evet ben de bir süre düşündüm soruyu ne şekilde almamız gerektiğini ama sonra genel düşündüm, çok genel, çoookkkk genel. :))))

    YanıtlayınSil
  7. Leylakim kizkardesim.. gönlunün yumuş konukseverligini bilenlerden olmak.. mutluluk verici...

    YanıtlayınSil
  8. Atalet ayol.. şaşkın olan...

    YanıtlayınSil