.

.
.

9 Ocak 2014 Perşembe

USTAN MI VAR DERDİN VAR


Her şey artık iyice eskiyen ve içine tek bir ilave parça bile almamakta direnen giysi dolabını yenileme fikriyle başladı, sonra fikir genişledi, odadaki diğer eşyaları da kapsadı ve tavsiye edilen bir ustayla pazarlığa oturuldu. Çekişmeli bir pazarlık oldu, hem fiyat hem de dolabın görüntüsü açısından. Usta klasikçiydi, ben daha modern bir tarz istedim. Usta sürgülü kapak dedi, bu defa ben klasik oldum, normal kapakta direndim. Usta benim her dediğime itiraz etti, ben ustanın her dediğine itiraz ettim, sonunda ikimiz de yorulduk ve asgari müşterekte mutabakata vardık. Ölçüleri aldı ve "yılbaşından önce teslim edemem ha" diyerek gitti. Ah o arada geçen 1 aylık sakin günler ne güzelmiş :)
Sonra tam yılbaşı günü telefon edip, "dolaplar bitti montaja geleyim mi?" diye sordu. Bir zamanlama harikasıydı, haliyle reddettim. Yılbaşından 2 gün sonra telefon edip çağırdığımızda da o bizi reddetti ve sonunda dün 1 usta, 1 kalfa, 1 taşıma yardımcısı, bir dolu demonte parça, çekiç, çivi, matkap vs donanımıyla "home sweet home"a çıkarma yaptılar. O andan itibaren ev "home sweet home" olmaktan çıkıp "home kaos home"a dönüştü. "Yatak odasının eşyasını değiştirmek=taşınmakla eşdeğer olmak" imiş anladım, an itibarıyla da anlamaya devam ediyorum. Dolap, çekmece, raf niyetine sığınacak ne kadar mekan varsa içindeki her türlü nesne salona taşındı, tabii ki tarafımdan. Salonun eşyaları şu anda görünmez durumda, üzerleri giysiden örtülerle kaplanmış durumda, dalgalı bir deniz gibi. Bu taşınma seferberliği esnasında müthiş nostaljik ve duygu dolu anlar yaşadım. Milattan önceden kalmış bazı giysiler ortaya çıktı, örneğin nişanlığım. Henüz etiketi koparılmamış ve ne zaman aldığımı hatırlamadığım bazı "Unidentified Flying Object"ler buldum, sevindim. 36 bedenle 46 beden arasında değişen giysiler zaman içerisinde enlemesine geçirdiğim metamorfozun açık işaretleri olarak dehşete düşürdü. 10 yıldır bir kere bile üstüme geçirmediğim giysileri görüp hala saklamaya devam ettiğim için kendimden nefret ettim. Rengini, desenini ve hatta kimin tarafından hediye edildiğini unuttuğum ambalajı açılmamış havlu, çarşaf ve benzeri mefruşat eşyasının bolluğu bir daha benzeri şeylere uzun süre para vermeyeceğim gerçeğiyle mutlu etti. Taa çeyizimden kalma el emeği dantelli-neredeyse hiç kullanılmamış-yatak takımlarına bakıp annemi andım, hafiften sulandım. Bazı desenler Denizli'ye götürdü, bir köşede sıkışmış bulduğum yastık kılıfıysa ilk gençliğime. Neyse bu duygu şelalesi akmaya devam etsin ustamız ayağındaki koca postalları çıkarmaya gerek görmeksizin-neyse ki halıları toplamıştım-odayı teftiş etti. O esnada duvardaki çerçeveli nikah fotoğrafımızı görüp inceledi, kocamı çok yakışıklı buldu, beni de hatırım kalmasın diye bir dizide oynayan adını hatırlayamadığı oyuncuya benzetti. "Hangi dizi?" diye sordum, "Huzur Sokağı" dedi, "Ben dizi izlemiyorum, bilemedim" deyince de "Bilgisayarın başında oturacağına dizi seyret hocam" dedi. Hah, bilgisayar yüzünden bir ustadan azar işitmediğim kalmıştı, o da oldu şükür. Bir an babam geldi sandım ama en azından o bilgisayara alternatif olarak dizi önermezdi. Merak ettim gidip internetten baktım, sözkonusu oyuncu Selin Demiratar'mış. Eh, fena bir benzetme olmamış ama bu benzetme iltifat olarak mı, yoksa "İşte geldin gidiyorsun uzak bir diyara/Eskiden turp gibiydin şimdi döndün hıyara" dizelerine atfen mi yapıldı çözemedim, fazla da karıştırmadım :)
Usta yardımcısına ve bize uzun uzun talimat verdikten sonra ağrıyan ayağını göstermek üzere hastaneye gitti, ardından sancılı bir montaj süreci başladı. Kaç kere elektrik süpürgesi kullandım, kaç kere yerleri sildim, kaç kere getir-götür yaptım bilemiyorum. Sonunda montaj işlerinin büyük kısmı bitti, usta elinde sipariş ettiğim bir çerçeveye takılmak üzere  minik askılarla "bak ne güzel birşey buldum" diyerek geldi, askılar da yerine monte edildi. Kendisinin perdeleri değiştirip jaluzi takmamız, badana yaptırmamız, avizeyi değiştirmemiz yolundaki önerilerine "hehe" deyip yolcu ettikten sonra derin bir nefes alıp ilk bulduğum yere yığıldım. "Bugünün işini yarına bırak" felsefesini benimseyerek akşamı dinlenerek geçirdim. Şu anda bir salon dolusu giysi ve benzeri çul-çaput elden geçirilip ayıklanmak ve elde kalanları dolaplara yerleştirilmek üzere dört gözle beni bekliyor. Hayli uzun bu yazıyı okurken yoruldunuz biliyorum ama benim kadar yorulmamışsınızdır yine de. Size güzel bir gün diliyor ve kumaştan yapılmış bir denizde kulaç atmak üzere aranızdan ayrılıyorum...

23 yorum:

  1. :) şiire bayıldım ama sana hiç uymamış

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem geçmiş olsun, hem güle güle -sağlıkla kullanın. Hem de kolay gelsin diyorum. Dizlerine dikkat et. Acısı sonradan çıkmasın.

      Sil
    2. Çiğdem, azıcık ucundan da mı uymamış :)
      Ecem sağol, valla dize ne kadar dikkat etsem de mecburum. Bu iş benden başka kimsenin halledemeyeceği bir iş çünkü. Neyse bitti sayılır...

      Sil
  2. "Eşyalı eve giren usta" tamlaması benim saçlarımı anında diken diken etme özelliğini asla yitirmeyecktir.. Yani.. anladım ben.. Kolay gelsin çok.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın canım, cidden eşyalı ev tadilatı ömür törüpüsü...

      Sil
  3. Bizim terasa gelen ustalar da peyzaj mimari, gurme ve dekoratördü, bir tek çayı beğenmişlerdi :) En fena kısmı bitmiş, kolay gelsin!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Usta deyip geçmeyeceksin balam, her şeyden anlar hiçbir naneyi tam beceremezler :)
      Galiba bu tadilatın enkazı kaldırıldı, darısı diğerlerine :)

      Sil
  4. UFO ları merak ettim doğrusu ama adı üstünde UFO. Benim de bir büyük duvar boyu giysi dolabım var ve içi bir türlü elden çıkarıl (a) mayan giysi (36-48) ve kazaklarla dolu. Kimi "ay ben buna dünyanın parasını verdim" kimi "zayıflarsam giyerim" kimi de "devran döner yine modası gelir" düşüncesiyle kıyıp atamadığım. Tabii bakıp bakıp bir şeyler hatırladıklarım da var.
    Umarım senin Nebenzahl benimki gibi özenerek çizip eline verdiğim dolaba hiç itiraz etmeden "peki" deyip alakasız bir şeyi monte etmemiştir.
    Kolaylıklar diliyorum. Yorgunluğunun sonu güzel olacak. Bilirsin her gecenin bir sabahı vardır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asucum, bakma gözlerinin yaşına doldur poşete gitsin. salonda resmen kurbanlık koyun boyutlarında 8 adet poşet Belediye sosyal yardım görevlisinin gelip almasını bekliyor. Bir hafifledim ki sorma. UFO'lar ne zaman aldığımı, nerden aldığımı asla hatırlamadığım birtakım giysiler, şu anda bile hatırlayabilmiş değilim, hepsi sözkonusu poşetlere tıkıldı .)
      Allahtan dolap tam istediğim şekilde geldi, bir tek aksaklık vardı, onun da öyle daha iyi olduğuna sonradan karar verdik, beis yok yani o konuda.
      Sağol, galiba bitti ama sırada başka tadilatlar var, ev hayli eskidi çünkü...

      Sil
  5. Leylak' cım. İlk boş zamanında Kishon' un Katilini Seveceksin kitabından "Nebenzahl' ı bekliyoruz" u oku. Bugün hemde. Tam zamanıdır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asucum aklımda, gün içinde okuyacağım...

      Sil
  6. yazıyı okurken her zamanki gibi çok eğlendim, kitabınız çıkmıyor mu? Ben zevkle okur ve çevremdekilere öneririm mesela :)))
    Bu arada hayalimdir, param olursa şayet bir usta okulu açayım diyorum. İnsanı deli ederler. Yeni oda takımınız hayırlı olsun ve kolay gelsin :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakikaten kitabım çıkmıyor mu? Kendimi biraz sıksam da oturup yazsam çıkacak ama galiba tembelim :)
      Çok teşekkür ederim güzel dileklerinize :)

      Sil
  7. Kolay gelsin Nurşen abla, senin bu yazım tarzın çok hoşuma gidiyor: )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol canım, hem dileğine, hem iltifatına :)

      Sil
  8. çok güldüm.. işte tam da bu usta derdi yüzünden başlamıştım ben diy işlerine.. benimkiler pür panik bu kadın da herşeyi biliyor diye söylenirler.. benim yardımcı kadınlar da bilir o bilir kitapları var hep okuyor.. derler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha, seni bilmem mi Ataletim, zaten ustalar çalışırken hep düşündüm "Atalet olsa bunu şıp diye yapardı" diyerek :)

      Sil
  9. ay neden bastı ki yorumumu.. anlamadım... bitmedi ki daha..
    leylakım bu günler geçecek... bitecek hafifçecik mutlu mesut oturacaksın gelecek o günler yakın.. dolap temizliği iyi birşeydir..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolap temizliği iyi birşeymiş gerçekten, yorucu ama sonunda hafifliyorsun :) Adalet Ağaoğlu'nun "Göç Temizliği" gibi bir kitap bile yazabilirdim yani toparlarken :)

      Sil
  10. sevgili leylak dalı, çok özeniyorum böyle yazılar yazdığında! Tipik yurdum ustası bu. Ama ben olsam bu kadar güzel anlatamam. Çok kıskandım yani. Hele o bilgisayara alternatif olarak dizi önermesi!!!! Offff!!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçük Joe, kendine haksızlık etme, senin ne kadar güzel yazdığını bilmesem inanacağım :)
      Usta koleksiyonu yapıyorum bu ara, her biri birbirinden cins :)

      Sil
  11. Merhaba

    Bloğunuzu çok beğendim ve takipçiniz oldum. Sizi de bloğumda takipçi olmaya beklerim. Sevgiler
    http://mommyslifetime.blogspot.com/

    YanıtlaSil