Sayfalar

27 Nisan 2026 Pazartesi

GECİKMELİ BAHAR YAZISI

Bu kışın bitmeyen yağmurları yüzünden düzenli yürüyüş yapamadığım için tembelleşen protezlerim bu kez de geçtiğimiz haftanın yoğunluğuna isyanlarda. Bir haftadır hemen her gün dışarlardaydım ve hep yürüdüm. En uzun yürüyüşü de dün gerçekleştirince "İmdaat!" diye bağırmaya başladı benim dizler. İnsanoğlu bu, pardon protezoğlu bu, tembelliğe pek çabuk alışıyor, azıcık hareket ettirdin mi de şımarıp mızırdıyor. O nedenle bugünümü askıya aldım, kendilerini dinlendiriyorum. Üstelik neredeyse hiç uyumadım bu gece. Geçen hafta başlayıp, iyi geliyor diye sevindiğim Magnezyum Glisinat da su koyuverdi, "Bir haftadır uyuduğun yeter" diyor sanırım. 

Geçtiğimiz Pazar günü iki kişiyle başlayıp, Cuma akşamı hayli kalabalıklaşan eski yıllardaki öğrencilerimle buluşmalarımın arkası varmış meğerse. Çarşamba günü uzun zamandır görmediğim biriyle daha bol sohbetli bir buluşma gerçekleştirdik. Çok genç yaşta bıraktığım öğrencileri kocaman adamlar olarak görmek garip geliyor, sanki eski halleriyle çıkacaklarmış karşıma gibi. Bu seferki hem dersine girdiğim, hem mezuniyeti sonrası çalıştırdığımız koro için yardımımıza koşan, çok sevdiğim bir öğrencimdi. Kişisel gayretiyle geliştirdiği müzik yeteneğiyle Kültür Bakanlığı Halk Müziği Korosu'nda şef olarak çalışmış ve emekliye ayrılmış. Ah ah, ben daha kendimi genç sanayım, öğrencilerim bile emekli olmuş 😂 Eskilerden yenilerden konuştuk da konuştuk, idarecileri çekiştirdik, vefat eden öğretmenleri andık, okul sonrası ne yaptıklarını merak ettiğim öğrenciler hakkında bilgi alışverişi yaptık derken gayet keyifli bir zaman geçirdik, daha iyisi Şam'da, hayır efendim Malatya'da kayısı 😂

Dün havayı güneşli görünce Kocam Bey'in yürüyüşüne eşlik edesim geldi, epeydir uğramadığımız parka gitmeye karar verdik, eh mesafe hayli uzun ama bu sene baharın başını kaçırdık, bari sonunu yakalayalım dedik. Tam yola çıkmıştık ki arkamızdan gelen biz yaşlarda bir adam elindeki poşeti adeta gözümüze sokarak aramıza girdi. "İki kilo peynire bin lira verdim, haydi ben tek kişiyim bir ay yerim, 4-5 kişi olsam ne yapacaktım" diyerek pahalılıktan yakınmaya başladı. Fiyatlarla başlayan sohbet geleneksel "Memleket nere hemşerim?"e dönüşünce konuşmanın süresi de, şekli de değişti. Neredeyse akraba çıkacaklardı. Ben kaldırım kenarında gölgeye geçip Levent Yüksel'den söylemeye başladım içimden içimden: "Ben bir kara ağaç gölgesi buldum, cebimde ümitlerim". Sohbeti az daha uzatsalardı, "Siz devam edin, ben bir dolaşıp geleyim" diyecektim, neyse ki Kocam Bey bakışımdan anladı da, emmiyi müdavimi olduğu kahveye bırakıp devam ettik, arkamızdan bağırıyordu: "Arada uğra, ben hep bu kahvedeyim". 

Park yokluğumuzda düşündüğüm gibi baharın bir bölümünü yolcu etmiş. Mor salkımlar kurumuş, Kıbrıs akasyaları yağmurla solmuş, erguvanlar geçmiş. Çiçekli ağaç olarak yalancı orkidelerle fırça ağaçları kalmış sadece. Mercan ağaçlarından umutluydum, bulundukları yere gelince onların da yapraklandığını gördüm, kırmızı güzelim çiçeklerini kaçırmışız bu bahar. Neyse bahar bitmeden jakarandalarla manolyaları görmeyi umuyorum. Ama sarı papatyalarla ağaç mineleri öyle bir coşmuş ki onlara bakmak bile göze ziyafet: 

 Arkada görünen vinçler yıkılan müzenin perdeli arazisinden, içerde ne oluyor bir fikrim yok.

Ördekler yavrulamış da yavruları büyütmüş bile, halk ağzında ördek yavrusuna "Badık" deniyormuş, hiç duymamıştım. Parkta ayrıca kedi nüfusu da artmış Mart ve Nisan aylarından hareketle, adım başı kedi, her cinsten, her renkten, her şekilden. Buranın sahibi biziz der gibi de havalılar 😂

Parkta yürümek çok hoşuma gitti ama başta da yazdığım gibi uzun mesafe antrenmansız dizlerime pek iyi gelmedi. Kendimi Kır Kahvesi'ne, şu aşağıdaki koltuğa atıp biraz dinlenmesem halim haraptı:

Dün akşamı ve bugünü Prime Video'da "All Her Fault" dizisini izleyerek geçirdim, ben beğendim, belki siz de beğenirsiniz. Elimde de okumayı geciktirdiğim çok acaip bir kitap var: "Kefaret/Eliza Clark". Puntoları biraz daha büyük olsa çok hızlı ilerleyecek de mubarek 100 sayfa eksik basalım diye karınca duası yapmışlar, bizdeki de göz yani.

Kahve içmek için çay makinesini çalıştırmıştım, içeriden bir acaip sesler gelmeye başladı, önce ambulans sandım ama makineden geliyormuş. Kireci çözsem çay bulanık oluyor, çözmesem makine kendini tren sanıyor. Hayırlısı, gidip kahvemi içeyim bari. Kalın sağlıcakla...


17 yorum:

  1. Siz çok yaşayın..çay makinesini ambulans sanmanız, oysa makinenin kendini tren sanması beni çok güldürdü..zevkle sessizce sizi izliyorum, lütfen yazmaya devam edin, sürekli kötü haberlerin yağdığı şu zor günlerde gülümsemeye çok ihtiyacımız var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi blogum bana pasaport sordu yorum yazmam için, bu blogspot da benim çaydanlığa benziyor, garip sesler çıkarıyor :)) Çok teşekkür ederim güzel sözlerinize, yazmak benim için terapi gibi, o yüzden devam, yeter ki siz okuyun. Sevgiler...

      Sil
  2. bahar ne güzel geldi değil mi? tüm ışıltısı ve coşkusuyla :)
    all her fault'u ben de çok beğenmiştim, sıkmayan, baymayan, heyecanlı güzel bir mini diziydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahar gerçekten harika, insanı tazeliyor. Dizi hakkında aynı görüşteyim Şulecim, germeden yormadan çok güzel gitti

      Sil
  3. İçim açıldı.... Çok güzel yerde yaşıyorsun yahu Leyla Adalı Hanımcığım.... Hele o kır kahvesi beni benden aldı... Keyfini gani gani çıkart, dizlere özel selam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten güzel yerde yaşıyorum C'cim, bir de yaz sıcağına çare bulunsa. Keşke ben buradayken gelsen, o kır kahvesinde otursak, sohbet üstüne sohbet etsek. Dizlerin de sana selamı var, biraz yola geldiler :)

      Sil
  4. Kaçırdıklarınıza oranla sizi bekleyenler daha fazla sanki bu bahar, fotoğraflar şahane :)
    Bol uyku diliyorum, dizlerinize de sağlamlık ve gönlünüzce gezecek sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, şurada Ankara öncesi bir ayım kaldı, tadını çıkarmaya çalışıyorum. Tüm dileklerinize amin diyor ve aynılarını size diliyorum. Çok sevgiler

      Sil
  5. Antalya 'nın en güzel zamanları şimdi. Bir ay sonra yaşanmaz olur sıcaklar başlayınca. Küçük puntolu kitapları ben uzun zamandır okuyamıyorum ama kitabı merak ettim şimdi sen paylaşınca ❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sene yağmurdan göz açtırmasa da sonunda biraz nefes aldırdı. Kitaba güzel diyemiyorum ama çok ilginç, ben sevdim gelgelelim puntolar çok zorluyor

      Sil
  6. Yine sayende mini Antalya turu yaptık. Ne güzel gelmiş bahar. Bizim buralarda havalar hala serin ama bebek adımlarıyla geliyor bahar. All Her Fault'a başlamadım henüz ama Beef'in ikinci sezonu fena değil. İlkini çok beğenmiştim. Bakalım bu nasıl olacak? Bol yürüyüşlü, bol çiçekli günler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahar gecikti bu yıl, daha doğrusu yağmur evlere hapsetti kaçırdık başlangıcını. Dizi güzel ben Prime'da izledim ve sevdim. Beef benim de aklımda olsun. Aynı dileklerden ben de sana yolluyorum, sevgiler

      Sil
  7. Ne güzel gezebiliyorsunuz Hocam İstanbul artık kalabalıktan gezilemez hale geldi. Hafta sonu Eminönü alt geçidinden geçmek eziyet oldu eşim söylemişti gitmeyelim diye anlamış oldum. Hülya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Antalya hem büyük şehir, hem küçük şehir havası taşıyor Hülya Hanım. Son yıllarda epey Rus ve Kırgız göçü alsa da hala ulaşım kolay, yürüme mesafesinde yerler var, pazarlar göz alıcı ve sanatsal ortam çok gelişmiş. Seviyoruz merkez :)))) Çok sevgiler

      Sil
  8. Ben bu iç açıcı yazıyı okuyana dek umarım sen uykunu iyi uyumuş ve protezler de dinlenmiş olsun.
    İstanbul baharından Antalya'ya sevgiler. 💚

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu gece uyudum, yorganın ağırlığından ara ara uyanmam dışında iyiydi, sabah ilk işim yorganı kaldırmak oldu zaten. Dizler de epey dinlendi hatta beni gezmeye bile götürdü :) Antalya baharı da İstanbul'a sevgiler yolluyor...

      Sil
  9. Diziyi beğendim. Bütün olayları kocaya yüklemeseler daha iyiydi ama olur o kadar.
    Nurşen abla, senin yazılar çok tatlı. Keyifle takip ediyorum. Bodrum'dan selamlar.

    YanıtlaSil