Merkür yine takla mı atıyor dostlar? Bi deyiverin bakayım, bizim ev aletleri hoppa hoppa şinanay moduna geçti tekrar.
Hem ocakta, hem şofbende tüp kullanıyoruz, son zamlarla yakında çeyrek altın fiyatına ulaşıp düğünlerde gelinin boynuna takılabilir duruma gelecek. Kullandığımız iki tüpün yanısıra mutlaka balkonda bir de yedek bulundururuz. Geçen hafta sonu şofbeninki bitti, istedik yenisi geldi. Komik bir durumdu, tüpü getiren görevli, tüpü omzuna, pos cihazını beline, contayı da ağzına almıştı. Kapıya gelip tüpü bırakınca contayı ağzından çıkarıp tüpün kenarına koydu, sonra da Kocam Bey'e "Abi contaya dokunma, ağzıma aldım, biraz havalansın" dedi. Güler misin, ağlar mısın ama en azından durumun farkında, uyardı. O da bir şeydir 😊 evde yeterince conta vardı, tüp de balkona gidecekti, o yüzden sıkıntı olmadı, contaya biraz kolonya püskürtüp, kağıt havluyla tutarak attım. Tüpün fiyatını duyunca önce bir yutkundum (uzun zamandır almamıştık, iki mislini geçmiş), sonra ödedim. Sanırım giden tüp evdeki ocağın tüpüne "Arkamdan gel" demiş olacak ki iki gün sonra o da "Bye bye" dedi. Aynı görevli bu defa hem pos cihazsız, hem contasız geldi. Ama tüpe 10 lira zam gelmişti iki gün içinde. Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi ki, büktük boynumuzu, verdik parayı, taktık tüpü ocağa. Gel gör ki ocak tüpü beğenmedi, pırpırlayıp durur. Yürüyüşe giderken uğradık tüpçünün yerine, "Adam yollayım baksın" dedi, dönüşte haber vermek üzere ayrıldık oradan. Dönüşte haber verdik, hatta iki kere de telefonla verdik, hala bekliyoruz gelsin de baksın diye. Tipik esnaf tarzı, alırken şahin, verirken serçe. Du bakalım bugün görebilecek miyiz kendilerini?
Sonunda bugün güneş açtı, rüzgarı bile önemsemeden attık kendimizi dışarı, eve en yakın parka yollandık. Kocam Bey rezervasyon yapıp parkı benim için kapatmış sanırsam, bomboştu. Yürüdük de yürüdük, arada karşımızdan gelen arabalara söylenerek yol verdik. Parkın her girişinde kocaman otoparklar var, hatta zamanında bir sürü ağaç kesildi o otoparkları açmak için, gel gör ki halkımız illa parkın içine de motorize girmek arzusunda. Yahu burası park, koy arabanı otoparka, mis gibi yürü ağacın, çiçeğin arasından, illa oturacağın cafenin kapısına kadar dört teker üstünde gitmek zorunda mısın? Bunda görevlilerin de kabahati çok, salmayacaksın arabaları park içine.
Kışa rağmen park mis gibiydi, Benjamin ağaçlarını buduyordu görevliler, deniz nefis, Beydağları cam gibi net görünmekteydi. "Oh be!" dedim, "dünya varmış". Neredeyse çimlenecektik günlerdir yağan yağmurdan, rüzgar yüzümüze esse de sırtımızı ısıttı güneş.
Balıkçılar birbirleriyle kafa bularak balık tutma derdindeydiler, "Hahaha, her gün gel balık besle", "Hadi ordan tuttuğumda öyle demezsin ama" şeklinde şakalaşmaktaydılar.
Bunlar da okul kaçkınları, "Uzanmışım kumsala, güneş dolar içime" sözlerini çimenle değiştik mi cuk oturur 😃
Bu arkadaşlar da kayaların içinde bitmişler, bazısı eziyetten zevk alıyor, bizim saksıda nazlananlar utansın 😃
Az evvel Tüp Müdürü geldi, "Sizin ocak bozuk, tüpün bir şeysi yok" dedi. Halbuki yedek tüpü takınca ocak normale döndü ama bizzat gördüğü halde anlatamadık arkadaşa, ısrarcı olunca da "Gidin başka yerden alın" deyip bastı gitti. Şaştık mı, hayır tabii ki...