Sayfalar

23 Temmuz 2026 Perşembe

ANKARA/TEMMUZ-GEÇMİŞE MEKTUPLAR 11

Geçmişe Mektuplar birlikte yazım serimizi bitiriyoruz artık, son gün yarın ama ben bugün son mektubumu yazacağım. Diğer arkadaşları bilmem ama benim için geçmişe dönmek, acı-tatlı hatıraları mektupla dile getirmek çok ufuk açıcı ve keyifli oldu. Sevgili Kaptanımız Lesliyan'ımıza teşekkürü borç bilirim, bizi böyle nice yazım serilerinde bir araya getirmesi dileğiyle sevgilerimi iletiyorum ona ve tüm katılımcılara.

Leylak Dalı, sevgili blogum,

Seninle birlikteliğimiz 17 yılı aşmış, seneye rüştünü ispat edeceksin, artık bana danışmadan kendi başına takılırsın, ben yaptıklarına itiraz edince de 18'imi aştım artık, istediğimi yaparım diyeceksin, mi acaba? Yok öyle bir şey, geliyor anne terliği ona göre 😂

Şaka maka her yıl doğum gününü unutuyorum, affeyle. Oysa ben kutlamaların kadınıyım, doğum günüymüş, yılbaşıymış, diz ameliyatı günüymüş, özel bir olaymış hiç kaçırmam, lakin sen mi sinyal yolluyorsun hatırlama diye bilmiyorum, neden sonra aklıma geliyor. Hâlâ 16 yaşında sanmam, benim blog ergenliğe girdi diye düşünmem de ondan sanırım, meğerse 17 olmuşsun, gecikmeli de olsa kutlayayım, nice yaşlara benimle eriş çiçeğim. 

Seni hayata geçirdiğimde annem öleli ve emekli olalı 4 yıl olmuştu, emekliliğe alışmıştım da annemin ölümüne alışamamıştım bir türlü. Senkronize olmuştu emeklilik ve ölüm. Hatta annemin üç gün okumasında şapşal memurun yanlış işlemi sonucu duayı bırakıp acilen Emekli Sandığı'na gitmek zorunda kalmıştık hiç unutmuyorum. Bilgisayarla hemhal oluşum ise bir yıl daha eski, okul zorunlu bilgisayar kursu açmıştı, söylene söylene başlamış, üçüncü gün oğlumu arayıp bana bilgisayar toplamasını istemiştim. Seni  açmaya karar verdiğim günü komik bir anekdotla hatırlıyorum, Kocam Bey'le büro sandalyesi almak için çarşıya gitmiştik, fazla uzağa gitmeden evin yakınında istediğimiz gibi bir tane bulunca taksiye binmeye gerek kalmadı, zaten şoför almazdı muhtemelen. Kocam Bey sandalyeyi kolçaklarından tutup ters çevirdi ve başının üstüne yerleştirip taşımaya başladı. Alt tarafı iki ara sokaktan geçecektik. Sokağın ortasına geldiğimizde önümüze kavga eden iki adam çıktı, küfredip yumruklaşıyorlardı. Kocam Bey gayriihtiyari "Ne oluyor beyler, ayıptır yapmayın"  diyerek adamlara yöneldi. Görüntü o kadar komikti ki, kafasında sandalye taşıyan bir adam ve kavgayı bırakıp şaşkınlıkla ona bakan iki adam, hatırladıkça gülesim geliyor. Sandalyenin kenarından tutup kendisini yanıma çektim, biz gülerek yola, onlar da küfürleşerek kavgaya devam ettiler.

Eve gelince yeni sandalyeme yerleştim ve bilgisayarı açtım, o anda aklıma geldi seni hayata geçirmek. Bir süredir blog okumaya merak salmıştım. Zaten blogların en verimli çağıydı, çağıl çağıl yazıyordu insanlar. Yorumlar ardarda diziliyor, mimler, ödüller gırla gidiyordu. Mim işi eğlenceydi de o ödül olayına akıl erdirememiştim. İnsanlar birbirine ödül verip duruyordu, neyse ki bir süre sonra unutuldu bu al gülüm, ver gülüm işi, zira çok komikti. Blogu açtım, düzenledim, isim hep aklımdaydı, çok sevdiğim ve Antalya'da yetişmeyen leylak, bir süre sonra benimle özdeşleşeceğinden habersiz başlığa şimdi başka bir alemde olan arkadaşımın çekip gönderdiği leylak fotoğrafını koyup Dedem Korkut'u çağırmış, boy boylayıp soy soylayarak adını koymuştuk: Leylak Dalı. Bana kâdim dostlar kazandıracağını, yazma yeteneğimi geliştireceğini, bir kitap çıkarmama vesile olacağını, nice güzel insanla tanışacağımı, şahane anılar biriktireceğimi henüz bilmiyordum. Tek derdim takipçi sayımı arttırmak, arada bir yorum alırsam sevinmekti. İlkokula yeni başlamış çocuklar misali öğretmenden aferin almaya benziyordu yeni bir ortama girip kabul görmek. 

Abaküsle başlayıp yapay zekaya evrilen ömrümüz daha neler gösterecekmiş meğerse bizim kuşağa. Bir ara bloglara giriş yasaklandı, kaçak-göçek girip okuduk, o arada Instagram altın çağını yaşıyordu, blog ahalisi oraya taşındı neredeyse topluca, derken Twitter boy gösterdi, insanlar uzun uzun okumaktansa fotoğraflara bakmayı tercih eder oldular. Bloglar gözden düşmeye başladı, pek çok blog kapandı, eş-dost kayıplara karıştı. Ama sen biliyorsun ki Leylak Dalı biz bir grup inatla yazıyor, inatla sürdürüyoruz beraberliğimizi. Burası benim için, belki de çoğumuz için terapi seansı, ağlama duvarı, neşelenme salonu, misafir odamız, birbirimize konuk olduğumuz, birbirimizi konuk ettiğimiz yer. İnatla yazmaya devam. Varol Leylak Dalım, mis kokulu çiçeklerinden öperim...

Fotoğrafı bir yerlerden bulup kaydetmişim, kime aittir bilemiyorum ama çok sevdiğim bir görüntü olduğu için ekliyorum. Hakkını helal etsin 💜


16 yorum:

  1. Nice yıllara leylak dalımız 🎉🎊💐💜

    YanıtlaSil
  2. Nice yıllar olsun Hocam. O kadar iyi geliyor ki yazılarınız kaleminize sağlık (tuşlarınıza mı demeliyim bilemedim) Abaküs - yapay zeka arasında bir yerlerdeyim ben hala. Hülya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizler böyle düşündükçe benim de yazdıkça yazasım gelir :))

      Sil
  3. Leylakcığım sen de bloğun da iyi ki varsın. Nice yıllara, sağlıkla, neşe ile.
    Bundan 17-18 sene önce yazmaya ilk başladığımızda, bugünlere dek yazacağımızı hiç düşünmüş müydük? Ben seyahat yazılarıyla başlammıştım ilk, sonra 2008'de Avustralya'ya geçişimle bu bloğu açmıştım, o zamanlar tek tük yazanlar vardı, sonra dediğin gibi çağıl çağıl, sosyal medyanın ilk temelleri belki de.. facebook'tan bile önde, çünkü uzun uzun yazıyor herkes.. Bazen o günleri eski ve birden kaybolan bloggerları özlüyorum hatta bugün karşıma bir yazıma verdiğim bir blog linki çıktı, tıkladım en son 2015'te yazmış ama ne yazmak.. Ne yapıyor acaba, nerede diye düşündüm... Keşke eski güzel günlere dönebilse bloglar dedim. Sonra da amaaaağn biz bize yeteriz'e bağladım.
    Blogger sürdükçe ve sağlık elverdikçe yazacağım ben, biliyorum, sen de öyle.
    Senin en çok anı yazılarını seviyorum upuzun özellikle hoşuma gidiyor, sanki zamanda yolculuk gibi. Tabii ki oscarlar falan da senden sorulur ama bence bu nesneler, evler, eski anlar ve insanlar en güzel senin kaleminden akıyor. Bu nedenle de tebrik etmek ve devamını dilemek istedim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnan bu kadarını hiç düşünmemiştim C'ciğim. Nereden nereye, sen Almanya'dan, ben Ankara'dan geleceğim de görüşeceğiz, aklımın ucundan geçmezdi. Hayatımda iyi ki dediğim şeylerin başında gelir blogum, aferin bana, aferin size (örtmen olduğum belli olsun :)
      Anılar bitmez bende, madem ki okuyorsunuz, yazmaya devam. Sevgiler...

      Sil
  4. iyi ki yazmışsınız öğretmenim, iyi ki tanımışım sizi. Nice yıllar boyu yaşasın Leylak Dalı :) Tabii sevgili yazarı Leyla Kadalı da :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şulecim aynı duygulardayım. Leyla Kadalı olarak tüm bloglar yıllarca yaşasın diyorum, sevgiyle kucaklıyorum seni...

      Sil
  5. Caaanım Leylak Dalı'nın 17. yaş günü kutlu olsun! <3
    Rüştünü ispatını da gelin olup gitmesini de (şaka şaka, bir yere gitmesin, otursun oturduğu yerde) hep birlikte görelim, nice yıllar birlikte yazmaya devam edelim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Caanım Ekmekçim, blogum bir-iki yıl büyüğü olan blogunun ellerinden öper, ben de sana kocaman sarılırım. Devam elbette...

      Sil
  6. nice yıllara diyelim Leylak Dalı bloguna ve sevgili yazarına :) okumaktan keyif aldığım ve mazisi bende eski bloglardan olduğu için yeri daima ayrı..her şeyin evrildiği devrildiği değişip şekilden şekile girdiği dönemlerden geçsek de samimi yazıların buluşturacağı insan topluluğu daima olacaktır..ayrıca bütün seri boyunca çok güzel mektuplar okudum hepsi için teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı duygularımı size iletiyorum sevgili Kum Çocuk, yazılarınız ve film karesi benzeri fotoğraflarınız beni çok etkiliyor ve çok mutlu oluyor. İyi ki tanıdım sizi, benden de çok teşekkürler...

      Sil
  7. Oldu mu o kadar yahu☺️ nasıl güzel bir alan açtı burası hep söylerim, söylemeye de devam edeceğim hayatımdaki iyikilerimin başındasın ve bunu vesilesi bu blog. Var olsun, çok yaşasın🙏❤️

    YanıtlaSil
  8. Bizi buluşturan Leylak Dalı blogunun doğum günü kutlu olsun! Onu yaratan, yaşatan sevgili Leylak Hanım'ın aklına, fikrine, kalemine sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah sevgili Peyman Ayşe'nin Kitap Klübünden bu günlere ne güzel geldik, iyi ki varsınız ve benim için çok özelsiniz...

      Sil