.

.
.

1 Aralık 2016 Perşembe

KASIM OKUMALARI

Ne ara bitti Kasım anlamadık, yine arkasında bir yığın acı bırakarak. Yanımıza kâr kalan okunmuş kitaplar oldu. Bu yıl için belirlediğim sayıyı aştım, 120+5 kitapla. Yıl bitene kadar Allah kerim. Bu ayın kitaplarına gelirsek:


-Ayın ilk kitabı şiirdi, Ahmet Telli'nin son şiirlerini topladığı "Bakışın Senin". Ahmet Telli'nin şiirlerini çok severim ama sanki buradakiler adet yerini bulsun diye yazılmış gibi geldi, içimi titreten pek fazla dize olmadı açıkçası. 


-Hırvat yazar Ivana Bodrozic'in "Hiçbir Yer Oteli" Kitap Fuarı'ndaki Aylak Adam Yayınları standından bolca topladığım kitaplardan biriydi.  Savaş nedeniyle evinden, yurdundan ayrı kalan küçük bir Hırvat kız ve ailesinin sığındıkları tek odalı otelde yaşadıkları, büyüme süreci konu edilmiş. Bir Anna Frank'ın Hatıra Defteri değil tabii ki. Savaştan ziyade kızın büyüme sancıları var. Savaş, onun getirdiği acılar, kayıp aile bireyleri kendine ait olmayan bir yerde yaşamanın zorlukları arka planda işlenmiş. Anlatım dilini çok sevmedim, yazardan ya da tercümeden kaynaklı olabilir. Hasılı beklentimi karşılamadı.


-Hüsnü Arkan ciddi ciddi yazar oldu, bize de bir yandan şarkılarını dinleyip bir yandan kitaplarını okumak düştü. İtiraf edeyim bir-iki kitabını bitiremedim ama diğerlerinden memnun kaldım. "Gülhisarlı Terziler"de "Mino'nun Siyah Gülü"nden sonra ikinci sıraya oturdu. Kitabı sevdim, kahramanlarının çoğunu sevdim, o uyuşuk Ayhan'ı bile. Çocukluğumun yaz tatillerine mekan olan, bazı akrabalarımın yaşadığı, kahramanları gibi uyuşuk küçük Anadolu ilçelerini anımsattı bana. O uyuşukluk hem can sıkıntımı arttırır, hem de huzur verirdi. Sözün özü tavsiye ederim.


-Bir Aylak Adam kitabı daha. Macar edebiyatı sevgime ve stand görevlisinin tavsiyesine uyarak aldığım bir kitaptı Macar yazar Gyula Krudy'nin "Günebakan"ı. Bir daha kendim dışında kimsenin önerisine yüz vermeyeceğim. Diyalog azlığı, betimleme çokluğu, aşırı karakter tahlili, ne olduğunu anlamadığım olaylar ruhumu sıktı. Belki okumak için yanlış zamandı, belki tercüme yetersizdi bilemeyeceğim ama tavsiye isterseniz, "hayır" derim.

 
-"Hatırla Barbara Yağmur Yağıyordu"
Onur Caymaz'ın ilk deneme kitabı. Öykülerini ve tek romanı "Seni Hatırlatan Yıldızlar"ı çok sevdiğim bir yazar Onur Caymaz. Bir kısmını başka kaynaklarda okuduğum denemeleri de güzeldi.


-Ah Gabo, koyup gittin bizi, eski yazdıklarınla avunuyoruz işte. Marquez "Doğu Avrupa'da Yolculuk" adıyla basılan bu kitapta gazetecilik yaptığı 50'li yıllarda bir Doğu Avrupa gezisine çıkarıyor okurlarını. Her ne kadar güncelliğini yitirmiş olsa da demirperde ülkelerini Marquez'in kaleminden okumak ufuk açıcıydı. Tüm Marquez kitapları gibi pişman etmedi...


-Gündemden bunaldıkça polisiyeye sarıyorum. Yerli polisiyeleri ve yeni yazarlar keşfetmeyi seviyorum.  Lakin "Boruotu Cinayeti"ni sevmedim.


-Son zamanlardaki gözde yayınevlerimden biri Alef Yayınevi, keza yazar Monika Maron da. "Acayip Bir Başlangıç" ve "Animal Treste"den sonra okuduğum Türkçe'de yayınlanın üçüncü kitabı "Uçucu Kül". Doğu Almanya'da yaşayan gazete muhabiri Josefa Nadler'in bir şehri zehirleyen kömür santrali üzerine gazetesine yazdığı yazıya uygulanan sansürle mücadelesini ve bu sırada yaşadıklarını konu alan bir kitap. Okunası...


-Kraliçem Allende başta olmak üzere Şilili yazarlara karşı duyduğum ilgiyi bilenler bilir, "Bonzai", "Eve Dönmenin Yolları" ve "Ağaçların Özel Hayatı" isimlerini taşıyan üç kitabındaki yalın ve kendine özgü anlatımıyla Alejandro Zambra da listemde üst sıralara oturdu. Hele de yeni çıkan ve öykülerinden oluşan "Belgelerim"le iyice kalbimi kazandı. Karşılıklı sohbet eder gibi, günlük konulardan bahseder gibi sakin ve duru bir anlatım. Öykü gibi olmayan çok güzel öyküler. Tavsiyemdir...


-"Kayıp Düşler Kitabı" blogger arkadaşım Elif Kaymazlı'nın yazdığı bir kitap. Kurguladığı naif bir aşk öyküsünün arasına yer yer kendi duygularını da katarken ayrıca bir toplumsal yaraya, kadına şiddet ve tacize de yer vermiş. Yolu açık, kalemi kıvrak olsun dilerim, yeni kitaplara...


-Bu ay polisiye okumalarımdan biri de oyuncu Ayşe Erbulak'ın seri polisiyelerinden biri olan "Anne Bak Kim Geldi?" idi.  Akıcı ama gerilimi çok fazla olmayan bir kitaptı, vakit geçirmek için okunabilir, beklentiyi yüksek tutmayınız.


- Kapağının şirinliğine ve kitap fuarındaki stand görevlisinin ısrarına aldanarak almıştım ilginç isimli "Dilimin Ucu Çınlıyor"u. Tesadüflerin "bu kadar da olmaz" dedirttiği bir aşk öyküsü. Edebiyat şaheseri değil haliyle ama kolaycacık okunan akıcı bir kitap, teneffüs mahiyetine okunabilir.


-Yine bir polisiye ama bu defaki daha ciddi, daha derinlikli bir polisiye: "Neruda Vakası". Şilili ünlü şair Pablo Neruda bir dedektiften (ki bu dedektifin ilk işidir) yıllar önce tanıdığı ve o zamandan bu yana görmediği bir kadını bulmasını ister. Hastalığının ve Salvador Allende iktidarının son demleridir. Hem ülke, hem şair için zor zamanlardır. Dedektif Cayetano Brule pek çok ülke gezerek kadının izini sürer. Kitap beni Neruda hakkında daha farklı düşünmeye sevketti desem belki sizin de ilginizi çeker...

Bu kitapla 2016 yılında okuduğum 125. kitabımı bitirmiş oldum. Bakalım Aralık ayı ne gösterecek. Hepinize iyi okumalar diliyorum...

6 yorum:

  1. Alkışlar benden size Leylak hanım :)

    YanıtlaSil
  2. Oooo süpersin. Kasım ayı kitapları biraz sallantıda gitmiş gibi görünüyor, tenefüslerin çok olduğu bir ay olmuş sanki ehehehe :PP
    Aralık ayını da merakla bekliyorummm

    YanıtlaSil
  3. Çok kıskandığımı söylemiş miydim? evetttt söylemiştim:)) yine söylüyorum aşırı kıskanıyorum:)))

    YanıtlaSil
  4. Bir de Peter Esterhazy var, Macar olup da uzak durulacaklar arasında, benim için. Kalbin Yardımcı Fiilleri'nden sonra bir daha elime alacağımı sanıyorum.

    Kolera Günlerinde Aşk'a ilham veren şehir Cartagena imiş, hatta bir haritası bile vardı, tek tek hangi sokaklara ve evlere bakmam gerektiğini gösteren. Yaptım. :) Güzel bir deneyimdi.

    Yakında Şili var. Oralarda bakılacak yer mi var mı ablacım? Meftunu olduğum Şilili yazar yok ama sen git gör dersen giderim.

    YanıtlaSil
  5. Ah, Zambra'nın yeni kitabı çıkmış, yaşasın! Sayenizde öğrenmiş oldum, çok teşekkürler. :) Bu adamın dili beni o kadar sarmalıyor ki olur da bir gün yazarsam onun gibi yazmak isterim diye kendime not düşmüştüm. Sevgiler..

    YanıtlaSil