.

.
.

24 Kasım 2014 Pazartesi

SEVGİLİ ÖĞRETMENİME

 


Madem bugün Öğretmenler Günü ben de öğrenim hayatımda en büyük izi bırakan kişiye, ilkokul öğretmenim Firdevs Özgen'e "İmza: Ben" kitabında yazdığım mektubu ekleyeyim:

***

"O Eylül günü annemle birlikte sınıfın kapısından içeri girip sizi gördüğümde hayatımda bu kadar önemli bir yer tutacağınızı asla tahmin edemezdim. “Dünyanın en büyük küçük mucizesi çok gençken iyi bir öğretmene rastlamaktır. Büyük mucizelerse yalnız kutsal kitaplarda bulunur” cümlelerini okuyacaktım yıllar sonra Buket Uzuner’in “Şiir’in Kız kardeşi Öykü” kitabında. Kitabın kapağını kapatıp gözlerimi duvarın boşluğuna çevirmiş ve o Eylül gününü anımsamıştım. Evet, benim küçük mucizem 60 yaşlarında, seyrek saçlı, demode giyimli, sıradan bir kadındı. Okulun, çoğunun saçları sarıya boyalı, göz makyajları kuyruklu, sivri topuklu pabuçlar ve şık döpiyesler giyen kadın öğretmenler topluluğu içerisinde göze bile çarpmazdınız Firdevs öğretmenim; öyle sade, öyle gösterişsizdiniz. Lakin içinizdeki cevheri fark edebilmek için süslü kılıflara ihtiyaç yoktu, sınıfınızda birkaç gün geçirmek yeterli olmuştu. Annem beni tahtası kararmış sıralardan birine, babamın arkadaşının kızı Feyza’nın yanına oturtup Feyza’nın annesiyle birlikte bahçeye inmişti. Merakla bakıyordum etrafıma, hoşuma gitmişti okul ortamı. İçine kapanık bir tek çocuktan sınıfın Çalıkuşu’nu yaratmanıza henüz vakit vardı, ilk derste sadece isimlerimizi sormakla yetinmiştiniz. Beş saati arka arkaya kâh şarkı söyleyip kâh şiir okuyarak geçirip dağıldığımızda annem hâlâ bahçede, Feyza’nın annesince esir alınmış bir şekilde bekliyordu. Eve birlikte dönmüştük ve ben ertesi günü iple çekmiştim tekrar okula gidebilmek için. Annem götürmüştü yine ama bu defa Feyza’nın annesine görünmemek için hemen geri dönmüştü. Ben bir hafta sonra kendi başıma gidip geliyordum okula ve Feyza ya da annesi sizin sadeliğinizden pek hoşlanmamış olsa gerek o şık öğretmenlerden birinin sınıfına naklolmuştu. Bilselerdi ki onların da 1. Sınıf yaşındaki çocukları Firdevs öğretmenin sınıfında eğitim hayatlarını sürdüreceklerdi 5 yıl boyunca.
Çok çabuk öğrendik okumayı ama diğerlerinin aksine kırmızı kurdele takmadınız yakamıza, yılsonunda okuma bayramı yapıp kurbağa kılığına falan da girmedik. Hiçbir 23 Nisan geçit törenine tek bir öğrenci alınmadı sınıfınızdan, hiçbirimiz de bunu dert etmedik. Bir nevi izole edilmiştik sanki, kendi bayramımızı kendi aramızda kutladık, okuma öğrenince bize dağıttığınız hikâye kitaplarıyla ödüllendirildik, oynana oynana sakıza dönmüş rontların yerine kimselerin bilmediği şarkılar öğrettiniz. Utangaç gülümsemelerle söyledik yalnız bizim sınıfın bildiği “Biz Şen Köylüleriz” türküsünün “Kızlar kızlar kızlar, candan hoş kızlar/Gözleri can dolu gönlü hoş kızlar” bölümünü. Ve hâlâ müthiş bir keyifle ve ince bir hüzünle söylerim bugüne kadar kimselerden duymadığım “Gece” şarkısını:
“Gün battı masmavi bir sis, sardı dağları gizlice
Her taraf inlerken sessiz, indi karanlık gece
Artık ışıklar yanıyor, uzak belirsiz evlerde
Rüya gören sahillerde periler oynuyor”

Yalnızca şarkılar değildi ayrıcalığımız, biz tarihi de herkesten farklı yöntemlerle öğreniyorduk. Rumeli çocuğuydunuz, 10 yaşındayken bizzat yaşadığınız Balkan Savaşı’nı anılarınızdan dinledik, Kız Muallim Mektebi’nde Reşat Nuri Güntekin’in öğrencisi olmanızın farkıyla sevdirdiniz bize Türk Edebiyatını. Çalıkuşu’nu sınıfta okuduktan sonra “Çalıkuşu” oldu takma adım, her Çarşamba bir ders ayırdığınız için bunca bağlandım şiire. Hiç katı disiplin görmedik biz, sıra aralarında dolaştık, derste bağıra çağıra konuştuk, kimseye bir fiske bile vurmadınız; ne yaramaz Ahmet’e, ne tembel İrfan’a. Annesi köyde olduğu için babasıyla okulun bodrum katındaki küçücük bir odada kalan müstahdemin oğlu, sınıf arkadaşımız sarı Süleyman’ı da aynı içtenlikle kucakladınız, öğretmen arkadaşlarınızın öğrenciniz olan bakımlı, özenli çocuklarını da.
Hâlâ sizin öğrettiğiniz yöntemle yaparım limonatayı, hâlâ sizden öğrendiğim atasözlerini kullanırım. Öğretmenimiz değil yakınımızdınız sanki; gülerek hatırlarım her zaman, musluklardan akan klorlu suyu içemezdiniz, bir şişeniz vardı memba suyuyla dolu. Bizim için kutsaldı adeta, eve götürüp doldurmak için yarışırdık. Uzun uğraşlardan sonra ele geçirmiştim 5 yılda bir kere. Heyecanla eve götürmüş ve o anda bizde olan komşumuz Faruk abiye yakalanmıştım. Şişeyi ve ne için eve getirildiğini öğrenince düşmüştüm diline. “Firdevs’in şişesi” takmıştı adını ve yıllar boyu diline pelesenk etmişti, “notlarının neden iyi olduğunu biliyorum, Firdevs’e şişeyle su taşıdığın için” diye dalga geçerdi benimle. Oysa ben ne mutlu olmuştum öğretmenime su götüreceğim için ve bir türlü anlayamamış, kızıp durmuştum çok sevdiğim Faruk abinin şakasına.
Mezuniyet sınavında da bizim sınıf farkını göstermişti, herkes okul şarkıları hazırlarken biz bağıra çağıra “Bugün bize hoş geldiniz erenler” türküsünü söylemiş, Aile Bilgisi sınavı için de yukarıda bahsettiğim limonatayı hazırlayıp diğer öğretmenlere sunmuştuk. Sizi son görüşüm okulun son günü olacaktı. Yaş haddinden emeklilik dilekçenizi vermiş ve hep orada yaşama hayali kurduğunuz İstanbul’a yerleşmiştiniz bile biz diplomalarımızı Atatürk’e benzeyen müdürümüzün elinden alırken. Bir tek o zaman kırıldım sevgili öğretmenim size, diploma töreninde yalnız bıraktığınız için. Sonraları peşinize çok düştüm ama ulaşamadım. Şimdi başka bir âlemdesiniz; sevgim, minnetim ve özlemim oralara ulaşıyordur umarım. İyi ki benim öğretmenim oldunuz, huzurla uyuyun…

Çalıkuşunuz"

Tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü kutlu olsun...

12 yorum:

  1. gülümse hande:)

    merhaba ne güzel anlatmışsınız.benimde bir edebiyat öğretmenim vardı hayatıma pırıltılar katan her yıl öğretmenler günü için aradığımda ''ah benim vefalı öğrencim'' demesi hem huzur hem hüzün benim için.sizin ve üzerimizde büyük emeği olan ,hayatımıza güzellikler katan tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum:)
    saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, güzel hatırlanmak harika bir duygu. Umarım öğrencilerim de benim için aynı duygularla doludur. Sevgiler...

      Sil
  2. Çok güzel bir yazı gerçekten de, çok duygulandım hatta ağladım okurken çünkü benim de hayatımda bu denli kıymet verdiğim bir öğretmenim oldu. Çok da merak ettim öğretmeninizi yazıyı okurken, kafamda canlandırmaya çalıştım. Yöntemleri, o farklılığı, içtenliği , ne kadar naif ve sevgi doluymuş. Böyle insanların varlığını bildiğimde işte, öğretmen olmayı seçtikleri için ayrıca seviniyorum ben. Onların hayatımızdaki yeri aslında gerçekten sandığımızdan daha büyük, tabi bizim gibiler için. Çok etkilendim gerçekten, bir de acaba neden gelmedi diploma gününe, o gün çocuklarını yalnız bırakmayacak bir öğretmenmiş aslında düşünmeden edemedim, belki de hastaydı, hala böyle büyük bir sevgiyle, özlemle bir öğretmeni anabilmek ne kadar güzel bir duygu, nur içinde yatsın Firdevs Hanım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler güzel yorumunuza. Sevgiyle hatırladığım çok az öğretmenim var, kendim de öğretmen olduktan sonra eksikliklerini çok daha iyi kavradım. Ama ilkokul öğretmenim temelimi atan, alt yapımı sağlamlaştıran kişidir, bugün neysem pek çoğunu ona borçluyum. Bu mektup bu yaz geliri görme engelliler vakfina bağışlanan bir ortak kitapta yayınlandı. Benim için bir nevi minnet ve vefa borcu ödemek gibi oldu. Öğretmenim yaş haddinden emekliye ayrılıp memleketi olan İstanbul'a yerleşmişti akabinde, sanırım törene o yüzden gelemedi. Yaşı yorulmasına engeldi , sonraları çok görmek istedim ama ne yazık ki olmadı. Umarım huzurla uyuyordur. Çok sevgiler...

      Sil
  3. Çok güzel bir yazı Leylak Dalı. Işıklar içinde uyusun öğretmenin. Belli ki o senelerin etkisi hala üstünde. Biz de bu sayede güzel yazılmış yazılar okuyoruz.

    Senin de günün kutlu olsun. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Joe, sağol. Öğretmenimin etkisi tartışılmaz, asla unutmadım ve unutamam.
      Sevgiler yolluyorum ben de sana...

      Sil
  4. İlk görüşmemizde o türküyü senin sesinden dinlemek istiyorum. Bu yazı beni hep ağlatmıştır.
    Öğretmenler gününü tekrar kutluyorum ve seni çoook öpüyorum bacımkuş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lalem o bir ninni, öyle güzeldir ki, arasıra hala söylerim, hatırlat bana görüştüğümüzde zevkle söylerim.
      Ben de seni çook öpüyorum...

      Sil
  5. Bir çocuğun gözünden, dilinden ne güzel anlatmışsınız duygularınızı, o yıllardaki izlenimlerinizi. Fark yaratan, çocukların düzeyine inebilen öğretmenleri nasıl da arıyoruz, özlüyoruz. Fotoğraftaki çocukların bakışlarındaki, duruşlarındaki özgüven dikkatimi çekti. Ve Firdevs Öğretmen'in ön planda değil, çocukların arasında, arkada olması. Oysa çoğu fotoğrafta "öğretmen" hep ön planda, merkezdedir.
    Diploma töreninde gelmeyişini, uçmayı öğretip yavrularını doğaya salan, artık kendi kanatları ve becerileriyle uçmalarını bekleyen ana kuşlar gibi yorumluyorum. Kim bilir belki de gerilerden bir yerlerden sizleri izlemiştir.
    Firdevs Öğretmen gibi iz bırakan, emek veren, çaba harcayan tüm öğretmenleri saygıyla anıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağolun ve Firdevs öğretmenim aynen yorumunuzdaki gibiydi, hep o arka planda, biz ön planda. Anısı hep yüreğimde olacak.
      Sevgiyle...

      Sil
  6. Öğretmenler geleceğimizi şekillendiren en önemli değerler aslında ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi değil ne yazık ki ama iyilerin hakkını yemeyelim :)

      Sil