.

.
.

3 Haziran 2014 Salı

ÖYLESİNE

Bir şeyler yazmak içimden gelmiyor bu aralar. Canım şurada olmak istiyor:


Evlat edindiğim zeytin ağacımın gövdesine sarılmak ve değirmenlere selam çakmak istiyorum. Gel gör ki Ankara için hazırlanmam lazım, yaz kaçaklığı başlıyor. Haftaya size oradan seslenirim. 

Bugün Nazım'ın ölüm yıldönümü imiş, satırlarıyla analım ustayı ve bitirelim bu kısa yazıyı:

"Annelerin ninnilerinden, spikerin okuduğu habere kadar
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak sevgilim, o müthiş bir bahtiyarlık
anlamak gideni ve gelmekte olanı."

Nazım Hikmet

7 yorum:

  1. Demek Ankara'ya gidiş zamanı geldi. Ben de biraz önce geldim Ankara'dan. Yağmurdan bir şey anlamadım ama ben bu şehri hep seviyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eh sana hoş döndün, bana hoş gitmeler o zaman. Ben oralardayken gelirsen görüşmek üzere...

      Sil
  2. ağaç nasıl evlat ediniliyor ya :/ başkası dikti bakımını mı üstlendin anlamadım ben

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağacı görürsün, seversin, kalbine koyarsın, o ağaç senin olur. Sahibi başkası olsun ya da başkası baksın hiç dert değil. Her Datça'ya gidişimde bu mevkide durur, ağacıma sarılır, ondaki değişiklikleri gözler ve devam ederim yola. Bilirim ki o da benim farkımda.
      İstiyorsan gülebilirsin :)

      Sil
  3. Bu yazlık kışlık meseleleri insanı yoruyor Leylağım bu yüzdendir böyle hissetmen bence;)
    Geçsin hemen yaz yine...

    YanıtlaSil