.

.
.

11 Şubat 2014 Salı

ŞEKER


Dün markette görünce kahvenin yanında yemek için fotoğraftaki jöleli şekerlerden aldım. Eve gelince attım ağzıma acilen 2 tanesini ama o eski tat yoktu ne yazık ki.

Çocukluğumda bayram yaklaşırken annemle babam oturup kimlere şeker götürüleceği konusunda istişarede bulunurlardı. Sonra belirlenen miktar babam tarafından çoğunlukla Hacı Bekir Şekercisi'nden temin edilirdi. Bazen ben de giderdim onunla birlikte. Ulus'taki Hal'in girişindeki şekerciye girerdik genellikle. Birer kiloluk beyaz karton kutularda olurdu şekerler. Çoğunlukla Hacı Bekir'in beyaz üstüne yeşil harflerle (belki de kırmızı tam anımsayamadım şimdi) Hacı Bekir yazan ambalaj kağıdıyla paketlenip istiflenirdi tezgahın üstüne. Ama annem o hazır paketlerin bayat olduğu inancına sıkı sıkıya sarılmış olduğu için tembihine uyar ve biz orada ayrıca paketletip alırdık. Bu durum tezgahtarın pek hoşuna gitmezdi doğal olarak ama ses etmez, raflardan altına bir sıra lokum dizilmiş, araya serilen ince kağıdın üstüne de çoğunluğu akideden oluşmuş, aralarına birkaç tane kağıtlı bonbon, birkaç tane jöle, birkaç tane de badem şekeri atılmış kutulardan birini alır, yeni baştan paketler, kırmızı beyaz sicimle bağlardı. Eğer birden fazla paket varsa onları üstüste koyar, hepsini tekrar paket kağıdına sarıp bağlar ve o bağcığın üstüne telden yapılma, üstüne silindirik karton yerleştirilmiş taşıma aparatını takardı. Bu benim soluğumu tutarak beklediğim andı. O aparatlara bayılırdım, bir tanesini bile saklamamış olduğuma yanarım. Sonra babam paketi o aparat yardımıyla eline geçirir ve bu defa Eyüp Sabri'nin yolunu tutardık. Onun tembihi de anneannemdendi, mutlaka limon kolonyası ve Eyüp Sabri'den alınacak. Aslında o Altın Damla severdi. Her yıl İzmir Fuarı'na gidenlere sipariş ederdi "Bana Altın Damla getirin" diye. Lakin o koyu altın renkli, adeta yoğun kolonya o kadar ağır kokardı ki anneannem misafirlere dökmeyip kendine saklıyor diye sevinirdim. Bak, şimdi bile geldi kokusu burnuma, felaket :) Her ne kadar sevmesem de  dikey çizgili, siyah kapaklı şişesi, kırmızı çiçek motifli siyah ve altın rengi etiketi ve ağır esans kokusuyla Altın Damla Kolonyası anneannemdir benim için.

O hevesle paketlenişini beklediğim şekerlerden hiç yemedim desem yeridir. Şimdi düşünüyorum da galiba o paketler yenmek için değil de götürülen evlerde dolaşıma girmek içindi :) Biri mutlaka anneanneme giderdi. Açıp ikram etmesini beklerdim ama anneannem kutuyu dolaba kaldırır, şekerlikteki eski şekerleri tutardı bize. Umudum oradan kalkınca mutlaka uğrayacağımız Niğdeli Pamuğun Sayimanımlarda yiyebilmekti. Lakin paket orada da içerki odaya götürülürdü. Aslında Sayimanımın ikramı daha lezzetli ve şıktı; gümüş oymalı şekerlik içinde çikolatin. Gel gör ki aklım beyaz kutuda ve onun içindeki jöleli şekerlerdeydi. Bayramın ilk günü dolaştığımız tüm evlerde hediye götürdüğümüz şeker kutusu açılmazdı, hepsi meçhule giden bir gemiye binip kaybolurdu:) Muhtemelen ertesi gün yapacakları ziyaretlere götürülecekti hiç dokunulmadan. Zira biz de öyle yapardık, aldığmız şekerler hatırlı kişilere hediye edilir, eve gelenler de yine bir başkasına götürülmek üzere kaldırılırdı. E o zaman herkes kendi şekerini kendi alsaydı ya, bir kere bile yiyemedim yahu, hala içimde :) İhtimaldir ki bizim götürdüğümüz şeker paketi ertesi bayram yine bize gelmiştir dönüp dolaşıp.

Bir jöleli şekerden nereye geldim, neyse bu arada şekerleri temize havale ettim tadını eskisine benzetmesem de, yarın yeniden alayım bari. Şeker gibi olsun gününüz...

24 yorum:

  1. Ay o beyaz kutuları bizim jenerasyon unutur mu hi.?...Lokumların üstü kalın bir tabaka pudra şekeri ile kaplanırdı. Ben o rulo şeklinde olan kaymaklı şekerleri severdim. Sen sor bana ne seversin diye mutlaka en kalorili olanıdır. Hem kaymak hem şeker olsun ki çifte olsun tekmesi:))
    O jölelli şekerleri severdim sevmezdim. Gününe göre değişirdi. Ammaaa çikolatin dedin de ağzım sulandı.

    Benim anneannemin kolonyası çam kolonyası anneminki ise beyaz zambaktı. Beyaz zambak kolonyası hep kapının yakınında durur okula giderken tepemize ve yakalarımıza bire damla damlatılırdı. Yani çocukluğum beyaz zambak kokardı benim.
    Ne iyi etmişsin bu yazıyı yazmakla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Lalem ne çok benzer anımız var, ondan Bacıguşuz işte :)

      Sil
  2. Biz seninle kesinlikle akranız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E bunu konuştuk ya, sen benden 2 gün büyük ablamsın :)

      Sil
  3. Geçenlerde bizim kuruyemişçide vardı bunlardan.Cesaret edip alamadım. Ben eski karamelâların peşindeyim. Her girdiğim yerde soruyorum. Bulamazsam kendim yapıcam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy o karamelalar ne güzeldir be Ecem, yapınca bana da yolla :)
      İmza: Yüzsüz Leylak :)

      Sil
  4. Benim bayramlarim seker fistik toplamakla gecti:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin bayramların daha yeni canımcım, bizim şekerler bayatladı :)

      Sil
  5. çok büyük bir keyifle okudum ve şimdi canım jöleli şeker istiyor :)

    YanıtlaSil
  6. Çok nostaljik ve keyifli bir paylaşım olmuş yüreğinize sağlık. O eski bayramlarda, o samimiyet ve sıcaklık da yok artık maalesef. Diyorsunuz ya şekerlerin bile tadı aynı değil. Damağımızda, hayatımızda günün şartlarına göre değişiyor işte. Akılda kalan güzel anıları yaşatmak, yaşatabilmek en güzeli..
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Juliette, seviyorum bu ince ayrıntıları anımsayıp yazıya dökmeyi. Hoşuna gidiyorsa ne mutlu bana.
      Sevgiler...

      Sil
  7. harika bir yazı olmuş... içimi ısıttı...

    YanıtlaSil
  8. O paketlerin yazısı yeşildi ve taşıma apartlarını biriktrirdim.
    Bilemedik ki, eğer bilseydik bu hale geleceğiz saklamazmıydık. Sanki hayat hep aynı olacak gibiydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak Nurcuğum sen de benim gibiymişin :9 Evet paketlerin yazısının yeşil olduğu kesinleşti, sağolasınız :)

      Sil
  9. Tekrar çocuk olmak istedim!! Ne güzel yazmışsınız :)

    YanıtlaSil
  10. Çikolatin, çikolata oluyor sanırım :)) Pek şekerci değildim herhalde ben, düşününce şekere dair bir anıya denk gelmedim. Seninkiler harika tabii. Ben dedemin Karaköy'de alt geçitten alıp getirdiği, üstünde kocaman kocaman fındıkların olduğu açık çikolataları hatırlarım. Şimdi Taksim'de satılıyor o çikolatalar. Hatırlar mısın Leylak Dalım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Minik, yuvarlak, kağıtlı çikolatalara çikolatin denirdi Özlemcim, hala da öyle dineyor sanırsam :) Beyoğlu çikolatası denilen şiyden bahsediyorsun sanırım, onlara ben de bayılıyorum :)

      Sil
  11. Leylağım senin bu anılarını paylaştığın anlatılara bayılıyorum keşke hepsini bir yerde toplasan ve kitap yapsan, eminim severek, duygulanarak, keyiflenerek okunacaktır:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah bir kendimi sıkıp başlasam olacak da Natalicim, tembelim galiba :)

      Sil
  12. Bayılıyorum, böyle oralardan buralardan, bşeylerden çıkan bu hikayelere, hayat bu be leylak cık.

    Esen kal
    Nostalji anne

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E öyle efendim, hayat bu :)
      Sevgiler Nostalji Anne :)

      Sil