.

.
.

7 Şubat 2014 Cuma

BÖYLEYKEN BÖYLE

Dün evde pinekleyip dururken ani bir atakla dışarı attık kendimizi. Hava çok güzeldi yürüye yürüye en sevdiğimiz cafelerden birine geldik, Beydağları'na karşı bir masaya yerleştik:


Güneş gözümüzün ta bebeğine girse de şikayetimiz yoktu, yaldızlanmış deniz ve denizden fırlamış gibi duran dağlara kimin itirazı olabilir ki? Kahveleri söyledik ve daldık manzaraya:


Neredeyse fincanımın içine yamaç paraşütü yapan bir eleman dalacaktı. El sallaşıp merhabalaştık hatta. Gökyüzünde de güneşe ilaveten ay, ardarda geçen dört uçak, bir helikopter ve bir martı ordusu seyran ediyordu.

Kahveler bitince şehir merkezine bir yürüyüş daha yaptık, herkes sokaktaydı adeta, mebzul miktarda da Japon turist vardı. Fıskiyeden kaldırım taşına ne gördülerse fotoğraflıyorlardı. Açık alanda kurulmuş "Antalya Yöresi Endemik Bitkileri Fotoğraf Sergisi"ni gezdik sonra da otobüse atlayıp eve döndük.


Bugünün etkinliği ise Yabancı Dilde En İyi Film Oscar'ına aday "La Grande Bellezza" filmini izlemek oldu, aslında gidilecek bir arkadaş toplantım varmış ama unutmuşum, bunuyorum galiba yavaştan :) Filme bayıldım, benim Oscar adayım kesinlikle bu, vermezlerse küserim jüriye ona göre. Esasen zor bir filmdi ama öyle dokundurmalar, öyle anlamlı cümleler, o kadar güzel görüntüler vardı ki. Ana karakter Jep Gambardello kahramanım oldu. 2 saat 15 dakika süresince benim yapamadığım ne varsa yaptı; canının istemediği şeylere net bir biçimde "Hayır" dedi, görüşmek istemediklerini hayatından çıkardı, burnu havada gezen egomanyaklara küt diye dersini verdi, oh kendim yapmışım gibi içimi soğuttu :) 

Film yıllar önce yazdığı tek kitapla üne kavuşmuş ama sonradan dergi yazılarıyla sınırlı kalmış yazar Gambardello'nun 65. doğum günü partisiyle başlıyor. Sosyetenin gözbebeği yazarın etrafındaki ilginç kişiler film boyunca birer ikişer arz-ı endam edip öykünün içinde yerlerini alıyorlar. Roma şehri de bir başrol oyuncusu gibi güzellikleriyle boy gösteriyor. Çetin ve çarpıcı filmlerden hoşlananlara şiddetle önerilir.

Gecikmiş bir okuma yapıyorum dünden beri, Scott Fitzgerald'ın nedense bir türlü okuma fırsatı bulamadığım "Muhteşem Gatsby"sine başladım ve yarıladım bile. 

Buralarda vaziyet böyle, hava güneşli, pencerenin önünde dünyaya gelişlerine balkonumuz sayesinde sebep olduğumuz iki tombul kumru kocamın binbir emekle yetiştirmeye çabaladığı domates fidesini gagalıyor. Gidip kovalayım kerataları, kalın sağlıcakla...




12 yorum:

  1. Ne huzurlu bir gün olmuş ama, daha niceleri olur inşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. amin diyelim, "keşke gerçek olsa" :)))

      Sil
  2. Muhteşem Gatsby harika bir okuma...izlemediyseniz filmini de tavsiye ederim...
    Sevgiler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap bitti biter ve hemen arkasından filmini izleyeceğim, teşekkürler...

      Sil
  3. kıskandım :/ veee çantanıza da bayıldım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Yok canım sadece imrenmişinizdir :) Çanta Desigual'ın bir modeli ama bence siz benzerini üretebilirsiniz, arzu ederseniz detaylı fotosunu çekip yollarım mailinize...

      Sil
  4. Yamaç paraşütçüsü ile el sallaşmanızı gözümde canlandırdım da. Bazen beni çok güldürüyorsun Leylak Dalı.:))))) Bir de senden bir deyiş yürütücem gelmişken, çok seviyorum: içimi soğuttu. La grande bellezza'yı izlemek şart oldu artık. Zaten sürekli izlenecek film peşindeyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep gül Küçük Joe :) Bütün deyişlerimi sana armağan ediyorum, filmi de bir kez daha öneriyorum. Sevgiler...

      Sil
  5. La Grande Bellezza geçen hafta seyredip ben de çok beğendim. tarih, italya görüntüleri, jep'in hayat felsefesi, çevresindekiler.. kesinlikle benimde favorim ama son yıllarda oskar alanlara bakınca olmaz gibi geliyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esasen diğer 5 film de fena değil, onları da izledim, herhangi biri alabilir, yabana gitmez :)
      Sevgiler...

      Sil
  6. Gerçekten imrendimm :) Çok mükemmel anlatılmış, çok güzell

    YanıtlaSil