.

.
.

13 Ocak 2014 Pazartesi

HAFTA BAŞLARKEN


Bir haftalık tadilat telaşı ve yerleşme yorgunluğunun ardından nihayet dün kendimize zaman ayırabildik. Güneşli ve ılık bir kış Pazarı'nda falezlerin üstünde Beydağları manzarasına karşı kahveleri yudumladık.



Kahve içmekle kalmadım tabii, müthiş sanatsal yönümü(!) konuşturup kadehin masaya vuran yansımasını fotoğrafladım, o la la :)

Eve dönüşte ara vere vere yılan hikayesine dönen "Mavi En Sıcak Renktir" filmini izleyip bitirdim. 


Tamam güzeldi güzel olmasına da benim için yılın en iyi filmi değildi, belki sinemada kesintisiz izlesem daha farklı düşünebilirdim, bir de sevişme sahnelerinin bu kadar uzun ve detaylı tutulması gerekli miydi akıl erdiremedim. Kesinlikle muhafazakar bir yapıya sahip değilim bu konuda ama abartılı geldi, filmin duygusal yönünü ikinci plana atmış sanki o uzun sahneler. 

Bu sabah da "Frances Ha"yı izledim ve bayıldım. Dişe dokunur bir konu yoktu ama insanı sıkmayan, yormayan, eğlenceli, keyifli bir filmdi. Kesinlikle öneririm.


Öğleyin evimize bir usta daha gelerek koleksiyona 4. kişi olarak eklendi. Bu defaki çocuk yüzlü ufak-tefek bir adamdı. İlla bir ünlüye benzeteceksek Halit Akçatepe'nin gençliği diyebilirim. En çok sivri burunlu rugan pabuçlarını sevdim :) Pabucunda mıydı sırrı bilmem ama işini çabucak ve kesin olarak yapıp gitti.

Ve öğleden sonra alışverişe gitmek için bindiğim minibüste sürpriz vardı, şoför geçen defaki "tringilizli" muhabbete iştirak eden şofördü. Bu defaki bombası bir durak erken indirdiği toraman ergene "az yürü sağdan dönüver ha yegenim, gıdısını yidiğim" demesiydi. Plakayı alsaydım keşke, hep o dolmuşa binerdim, her yolculukta bir komedi yaşanıyor çünkü.

Ve D&R'a girmesem iyiydi, hiç niyetim yokken Nedim Gürsel'den "Yüzbaşının Oğlu" ve Marc Levy'den "Bay Daldry'nin Tuhaf İstanbul Yolculuğu" ile çıktım. Kader utansın, ben değil :)


11 yorum:

  1. Marc Levy'nin kitabı bana da çok çekici geldi, belki de adındaki İstanbul sözcüğünden. Can Yayınları artık klasik beyaz kapakları bırakıyormuş, alışmak zor olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Can Yayınlarının klasik beyaz kapakları hakkında herkes aynı fikirde sanırım ama yayınevi ısrarla değiştirmek niyetinde. Marc Levy'yi alma sebemiz aynı olabilir :)

      Sil
  2. Ay Antalya'ya gelişte ben de o minibüse binmek istiyorum lütfen!!!! Ama kendimi tutamayıp kahkahayı basabilirim. Böyle insanlar var bu memlekette, değme edebiyatçılara taş çıkartacak diyaloglarla bütün gün konuşup duruyorlar. Offf düşünsene bir de yanında yabancı bir misafir var, ve sana kaçınılmaz olarak "ne dedi" diye soruyor. Hadi çevir bakalım.
    Offf şu fransızların "bizim tabumuz yoktur" mesajlı filmlerinden gına geldi. O yüzden izlemeyeceğim "Mavi en güzel renktir" i. Ne zaman kendilerini ispatlamaya çalışmaktan vazgeçerler anca o zaman. İşlerine gelirse. :)))))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçük Joe sen gel, ben seni bulur bindiririm o minibüse, eğleniriz ne güzel. O şoför bir bomba ve hep de kendine benzer yolcuları oluyor :)
      Valla bilemedim, film güzeldi tamam ama yılın en güzel filmi miydi orası benim açımdan tartışılır...

      Sil
  3. Manzara çok hoş. Huzur verici çok dingin. İçilecek nice keyifli kahveleriniz olsun. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Julieet, çok teşekkürler ve sevgiler...

      Sil
  4. Mavi En Güzel Renktir'i daha izlemedim ama demek istediğini çok iyi anladım ve katılıyorum. Tamam filmlerde cinsellik vs. olmasında sorun yok ama eğer bu sahneler filmin temasını gölgeliyor ve öne çıkıyorsa işte o zaman orada "one minute" demek gerek. Mesela Mulholand Drive o konuda kararındaydı. Onda da eşcinsel sevişme sahneleri vardı ama dozunda tutulmuş. Filmden çıktığında insanın aklına o sahnelerden çok filmin kendisi geliyordu.

    YanıtlaSil
  5. Bilmiyorum filmi izleseniz fikriniz değişir mi ama sanmıyorum. Cidden abartılıydı sahneler, bir süre sonra kendimi röntgenci gibi hissettim desem yalan olmaz :) Akılda kalacak çok daha güzel sahneler vardı oysa ama dediğiniz gibi onlar ikinci planda kalıyor...

    YanıtlaSil
  6. leylağım, türk insanının olduğu her yerde bir espri bir güzellik oluyor ne mutlu bize .)))
    tabi tam tersi hırbolarla karşılaşmamak dileğimle diyorum :))
    filmleri not aldım izlemek istediğimde de ne izlesem diye dönüp duruyorum
    sağolasın
    önerin için
    öptüm seni

    YanıtlaSil
  7. "Mavi en sıcak renktir" filmini kesintisiz izledim ve çok beğendim. En kısa zamanda "Frances Ha" izleyeceğim. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hmmfff izlesem mi yoksa...Bak şimdi kararsız kaldım...

      Sil