21 Ocak 2012 Cumartesi

PARKTA BİR ÖĞLEDEN SONRA (Böyle bir dizi mi vardı bir zamanlar?)

Bir haftadır insanın içini donduran soğuk yüzünden mahkum olduğum ev hapsini dün havanın ılındığını anlar anlamaz sona erdirdim. Almam gereken birtakım şeyleri bahane ederek çıktım evden ama asıl niyetim yürüyüş yapmaktı, o yüzden epeyce uzakta olan alışveriş merkezine yayan gitmeye karar verdim. Yolum eskiden çalıştığım okulun önünden geçiyordu, içimde en ufak bir özlem olmadan bakarken eflatunumsu bir pembeye boyanmış duvarlarına ders zili çalmaya başladı; değişmiş, "Für Elise" çalıyor ama nasıl bir "Für Elise". Borazanla çalsalar ancak bu kadar kötü bir ses çıkardı, "Für Elise" "Für Elise" olalı böyle zulüm görmedi desem yeridir. Beethoven bu sesi duysa kemikleri öyle bir sızlardı ki, romatizma oldum diyerek mezarlıktan fırlayıp en yakın doktora koştururdu. Hoş duyamazdı ya, belki de adamcağız eserlerine yapılacak berbat icraları duymamak için özelllikle sağır etmişti kendini.

"Für Elise"nin bünyede yarattığı nahoş duygudan kurtulmak için yolumu uzatıp parktan dolaşmaya karar verdim. Kapıdan içeri adımımı atar atmaz beni şu manzara karşıladı:


Gözalabildiğine mavi deniz, gökte güneş ve sırtlarını güneşe vermiş Beydağları. Bu Beydağları'nın rahatı beyde yok valla (gerçi kendileri de bey ya, bir an aklımdan çıkıvermiş), önlerinde deniz, tepelerinde güneş 4 mevsim, 12 ay plaj keyfi yapıyor hasbalar. Ebedi sayfiye hayatı.  Ha sıkıldılar mı deniz-güneş-kum olayından, az yukarılara çıkıp kayak yapmaları da mümkün. Şanslı keratalar vesselam.


Gördüm ki Amerikan sarmaşığı çırılçıplak kalmış, yalnız insanların değil sarmaşıkların da saçları ağarırmış diye düşündüm. Sürekli kızıla boyattığından bir de yıpranmış garibinkiler, kurumuş çatallanmış. Acilen "Bahar Kuaför"e gitmesi lazım. 

Yakınlarda çok fazla okul olduğundan karnesini alan kendini parka atmış, ortalık ergen kaynıyordu. Kimi şişeden birayla kafa çekiyordu, kimi de fotoğraf. Ömrümün neredeyse üçte biri yüzlerce ergenin arasında geçtiğinden artık tek bir tanesine bile tahammülüm yok, hızla uzaklaştım popülasyonlarının yüksek olduğu bölgeden. Daha sakin sulara yöneldim, emekli amcaların işgal ettiği denize bakan bankların sıralandığı patika boyunca yürüdüm. Çoğu birbirine benzeyen bu amcalar gözlerini ufka dikmiş, muhtemelen üç aylıklarına yapılacak zamları ve ayın sonunu nasıl getireceklerini düşünmekteydiler. Onları kemiklerini ısıtan güneşleri ve düşünceleriyle başbaşa bırakıp devam ettim yoluma. 


Bu yukarıdaki modelden de çok vardı, kimseye zararları yok, manzaradan, etraftan habersiz birbirleriyle meşguldüler. Bunların ilerde "O ağacın altını şimdi anıyor musun" şarkısını sık sık tekrarlayacaklarından eminim.


Göletin etrafında bir tur atıp öpüşen çiftleri vak vak nidaları arasında röntgenleyen ördeklerle, çiçek açmış aloe vera bitkilerini arkamda bırakarak çıktım parktan. Oranın huzurlu, asude havasından alışveriş merkezi karmaşasına doğru sürükledim ayaklarımı kendimle birlikte...

29 yorum:

adreferda dedi ki...

çok güzel fotograflar..
böyle etrafındaki güzellikleri görebilen insanlara hayranım,ayrıca birde yürüyüş yapanlara.çok güzel anlatmışsın:=)
sevgiler..

endiseliperi dedi ki...

ben de ilk aşkımla kurtuluş parkı'ndan kızılay'a doğru giderken bir amca, "ilerde de birbirinizi bu kadar sevseniz, ne güzel olur. ama olmaz ne yazık ki..." demişti de, itiraz etmiştik, "sonsuz aşk bu amca," diye. yaa, amca haklıymış.

eh, gülümseyerek ayrılıyoruz yine.
teşekkürler, sevgiler.

Red Riding Hood dedi ki...

Sizin fotoğraflarde fena değilmiş Leylak Dalım :)

Leylak Dalı dedi ki...

Red Riding Hood,
Çok teşekkürler efendim, ortalık güzel olunca fotoğraflar da güzel oluyor. Sevgiyle...

Leylak Dalı dedi ki...

Peri,
Kurtuluş Parkı Ankara'daki aile evimize çok yakındır, acaba rastlaşmış olabilir miyiz ki bilmeden:))
Hiçbirşey sonsuza kadar sürmüyor ki zaten, kaldı ki aşk, keşke sürse:)
Benden de kocaman sevgiler...

Leylak Dalı dedi ki...

Aderferda,
Teşekkürler,
Fırsat buldukça yürüyüş yapmaya, yaparken de etrafı incelemeye bayılırım. Harika bir olay.
Sevgiyle...

Ecehan dedi ki...

Örtmenim bu yürüyüş size iyi geldiği kadar bana da geldi, zira nerdeyse 15 gündür iş dışında evden çıkmadım/k.
öptüm sizi.

Nedret dedi ki...

Oh be dünya varmış:)) Ne güzel yürüyüş yaptım:))

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

Ah! nasıl güzel anlatmışsınız. Ankara'da ayaz, kurumaya fırsat bulamamış yeşil yaprakların kenarlarında donmuş çiğden oyalar, belediyenin üstünkörü açtığı kaldırımlarda suların katılaşmasının yarattığı tuzaklar.. nasıl da özendirdiniz beni yürümeye yine de... ama hazırlamam gerekenler ve akşama arkadaşımıza vereceğimiz ( emekli oldu) yemek olduğundan burnumu bile uzatamadım dışarı ..belki yarın..Sevgiyle..
U(YKSZ)

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

İlk foto insanın içini ısıtan cinsten, sevgilili olan da çok romantik:)
Ne iyi olmuş bu yürüyüş size iyi geldiğine eminim, okul yıllarını da hatırlatmış ...müzikle ilgili yazdıklarınız yine beni güldürdü Beetoven severim;)
Peki sonra ne oldu, alış veriş merkezinde yani:)))
Güzel bir akşam olsun...

Parpali dedi ki...

İleride "o ağacın altı" şarkısını söylecek gençlerin olduğu fotoğraf var ya... film karesi gibi olmuş. Bayıldım!

CEYLAN dedi ki...

RESİMLERE DALINCA NELER OKUDUĞUMU UNUTTUM....

Adsız dedi ki...

3 -4 gün süren kuru ayazdan sonra bu gün hava epeyce yumuşamıştı.Nihayet kendimizi yollara attık.Evin içleri alışık olmayan bizlere dar geliyor.Ayrıca Antalya'ya soğuk hava hiç mi hiç yakışmıyor.Yakışan senin fotolardaki yüzü.Sefan olsun! özgül

Maya dedi ki...

"Bahar Kuaför" ne güzel bir deyim olmuş sarmaşıklar için :)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

o dağları karşıma alıp defalarca resmini yapmak isterdim. Dağ gökyüzü bulut ve dalgalar beni daima heyecanlandırır.

coraline dedi ki...

sizin yazılarınızı okuyunca biran önce emekli olup böyle huzur dolu yaşamak istiyorum :)

Cihan dedi ki...

o kadar beyendimki blog isminizi
iki satir yazmadan rahat edemicem
sanki suan burnuma leylagin o guzel kokusu geldi.
sevgilerimi gonderiyorum cihanin bahcesinden

Leylak Dalı dedi ki...

Cihan,
Hoşgeldiniz ve çok teşekkürler. Benden de sevgiler...

Leylak Dalı dedi ki...

Coraline,
O günleri de görürsünüz inşallah ama bence şimdi anın tadını çıkarmaya bakın:)
Sevgiler...

Leylak Dalı dedi ki...

Zeynep,
Gerçekten Beydağlarının eşsiz bir profili vardır. Uzak kaldığımda en çok o dağları özlerim. Keşke gelsen, birlikte falezlere gitsek, sen resim yapsan ben de seni izlesem:)

Leylak Dalı dedi ki...

Maya,
O "Bahar Kuaförü" gelse artık, değil mi:)

Leylak Dalı dedi ki...

Özgül,
Bence de Antalyaya soğuk yamkışmıyor hiç...

Leylak Dalı dedi ki...

Ceylan,
Olsun varsın siz de resimlere bakmaya devam edin:))

Leylak Dalı dedi ki...

Parpali,
Ben de o fotoğrafı sana verdim o zaman:)

Leylak Dalı dedi ki...

Natali,
Alışveriş Merkezinde kayda değer birşey olmadı, koşturma, yorgunluk, kalabalık ve alışveriş dışında Ya da o güzel park gezisinden sonra çok yavan geldi orası:)

Leylak Dalı dedi ki...

Uykusuz,
Geçen kışı Ankara'da geçirmiştim ama bu kadar soğuk yapmamıştı o zaman. Antalya kışlarını çok özlemiştim, ben güneş insanıyım görünce keyfim yerine geiyor...

Leylak Dalı dedi ki...

Nedret,
Keşke gerçek anlamda birlikte yürüyüş yapabilsek...

Leylak Dalı dedi ki...

Ecehan,
Haydi fırsat buldukça çık ki bizde güzel Bodrum fotoları görelim.
Sevgiler...

Güngör Ekinci dedi ki...

Merhaba, harika fotograflar. Ozellikle 1 ve 3 super. Çokda guzel yazmissiniz yine. sevgilerimle.