22 Ocak 2012 Pazar

HAFTA SONUNA SIĞANLAR

Hafta sonuna Cuma akşamına damga vuran sakarlığımla fırtına gibi bir giriş yaptım. Akşam yemeği için sofrayı hazırlamış, kurufasulye tenceresinden yükselen mis kokuları koklayıp yemeğe oturmaya sabırsızlanarak kuruya yoldaş olması ve zaten mevcut iştahımızı daha da açması için dolaptan 3 kiloluk turşu kavanozunu çıkarıp itina ile tezgaha yerleştirdim. Hem de nasıl bir itina ve hem de nasıl bir turşu; domates püresi içinde 2 aydır olgunlaşıp başak sarısına dönüşmüş acı biberiyeler sırtlarını yasladıkları sarmısak taneleri arasından "bizi seç, bizi seç" diyerek gülümsemekteydiler. Kavanozun cam yüzeyini yeni doğmuş bir bebeğe gösterilen hassasiyetle tutup kapağını yavaşça açmış ve hafifçe eğerek kaşıkla tabağa aktarıyordum ki o gülümsemelerin esasen bir veda gülümsemesi, bir el sallayış olduğunu anlayıverdim. Damağa yaydıkları  acı lezzete rağmen kırılgan bir ruha sahip biberiyelerim bu hayatın çilelerine daha fazla dayanamamış ve tezgahtan aşağı kavanozlarıyla birlikte atlayarak kısa ömürlerine veda etmişlerdi. Bir çeşit toplu intihar vakası yani. Kulaklarıma bomba etkisi yapan şangırtı, kırılıp dağılan camlar, mutfağın tüm zeminini sarı benekli kırmızı bir halı gibi kaplayan turşular ve anında bütün eve yayılan sirkeli-sarmısaklı kokuyla donup kaldım. Kendime geldiğimde yerde yatan biberiyelerin cansız vücutlarına önce çemkirdim: "Noluyoruz la, ne bu toplu intihar ayakları, Jim Jones'un müridi misiniz, nasıl bir entrika çeviriyorsunuz?" Tabii cevap vermediler, çünkü ölüydüler, çünkü canlı olsalar da biberiyeler konuşamazdı. Son bir numara çekip hayatımdan ve hayallerimden ebediyen yokolmuşlardı, bana düşense cenazelerini kaldırmaktı. Lakin bu iş pek zor, pek yorucu, pek kokulu, pek pis ve de pek tehlikeli idi. Her an eli ayağı kesip kan-revan içinde kalınabilirdi. Ayriyeten üzerimdeki eşofman ve ayağımdaki terlikler de bu toplu intiharın kalıntılarından bolca pay almışlardı. Cici kız pozisyonundan sıyrılıp küfür bohçamın düğümlerini açıp havaya savurarak süpürge, faraş, bez, kağıt, vileda, su ve benzeri temizleyicileri temin ettim. Daha hafta başında kendisi de bir intihar girişiminde bulunup üst kat komşum tarafından kurtarılarak tekrar yuvasına gümbedek iade edilen yolluğumun da bu olaya yataklık ettiğinden eminim, zira biberiye cesetlerinin çoğu onun üzerine serilmişti. "O zaman" dedim "Mezarları da sen ol hain Yolluküs Mutfaküs". Sardım sarmaladım ve çöpe yolladım. Bitti, hem yolluktan, hem turşuların büyük kısmından kurtuldum. Eee "eceli gelen köpek cami duvarına pislermiş", bu yolluk bu akibeti haketmişti, işbirliği yaptığı biberiyelerle çöplükte uyusun ebedi uykusunu. Süpürdük, sildik, kalıntıları temizledik, evi havalandırdık ve Cuma akşamının kalan kısmını "Yalan Dünya" ile sonlandırdık.


Cumartesi gününün etkinliği bale idi; ben yapmadım tabii, izlemeye gittim. Henüz gösteri başlamadığı halde "konuşmayın" diye bize çemkiren ön sıradaki kokoz hatun ve yanımdaki koltukta oturup sürekli uyuklayan adam dışında arıza yoktu. Tolstoy'un ünlü eseri "Anna Karenina"nın müziğini Tchaikovsky bestelemiş, bizim Antalya Devlet balesinin elemanları da çok güzel sahnelemişlerdi. Dekorlar ve giysiler özellikle çok iyiydi, kısacası  beğendim.


Bugüne gelirsek günün ilk yarısını "Gelecek Uzun Sürer" filmi işgal etti. Bir demlik yeşil çay (Gamsegamse kulakların çınladı mı?) eşliğinde izledim filmi, tek kelimeyle ağır bir filmdi. Hem konu, hem verdiği mesaj, hem çekim özellikleri bakımından. Etkilendim izlerken, "Sonbahar" filminin yönetmeni Özcan Alper çekmiş, o film de hayli etkileyiciydi zaten. İçe işleyen müzikler, ağıtlar ve şiirler dinledik film boyunca. İşte İranlı şair Füruğ Ferruhzad'ın "Bir Başka Doğuş"undan birkaç dize:

"Belki hayat 
Bir kadının elinde sepetiyle hergün geçtiği uzun bir cadde
Belki hayat 
Bir adamın kendini dala astığı bir ip,
Belki hayat
Okuldan eve dönen bir çocuk,
Belki hayat
İki sevişme arasındaki rehavette bir sigara yakmak,
Ya da yanından geçen birine,
Şapka çıkarıp manasız bir gülümseyişle "hayırlı sabahlar" derken görmeden bakmak"

Bu kadar sanatsal ve duygusal ortam sonrası kalkıp aç karnımızı doyurmak üzere kısır yapacağım, bir Pazar klasiği. Sonra "Parfümün Dansı"nı okuyacağım ve geceyi "Behzat Ç." ile sonlandıracağım, bugünkü bölümün senaristi Emrah Serbes imiş yine. Eh, bu uzun yazıyı okuyup tamamlayabildiyseniz ödül olarak gün boyu dilimden düşmeyen, beni üniversite yıllarıma götüren İlhan İrem'den "Anlasana" şarkısını dinlemeyi hakettiniz demektir. Sizi anlayanların çok olması dileğiyle...

28 yorum:

Sis dedi ki...

Kendimi ne kadar tembel ve işe yaramaz ve sıkıcı hissettim yazıyı okuyunca. Benim hafta sonu özetim ise çalışmak,çalışmak,bir iki dizi seyretmek,az oyun oynamak,çalışmak,klasik pazar öğleden sonra rutini yemek pişirmek.Razıydım intihar eden tabaklara kavanozlara keşke bir nebze renk katsalardı bu sıkıcı haftasonuna.
Beni de anca Behzat Ç paklar.

Adsız dedi ki...

Yazının başlangıcını okurken ,mis gibi milli yemeğimiz kuru fasulyenin baş çıkartan kokusunu hissetmeye çalışırken ,turşunun ağzımı sulandırmasına ramak kalmıştı ki...topluca turşuların eylem yapması beni epeyce üzdü.Turşunun fasulyeye eşlik etmesi ne güzel olurdu.Mutfağın halini öyle güzel betimlemişsin ki ,her kavanoz kapağı açarken böylesi bir pozisyon yaşayabileceğimi hep aklımdan geçiririm.Kapak kazasız belasız açilmişsa ,çok şükür derim hep.Geçmiş olsun!Bazen sen işten kaçtıkça ,iş seni buluyor.

Mavi Balon dedi ki...

Of of ne diyim bunca heyecana aksiyona benim yüreğim dayanır mıydı acaba ? Dayanırdı elbette ama en çok o biberiyelere acıdım ben yaa bi kaşık tadabilseydik keşke :( Sonrası güzel geçmiş sevindim.

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

tabii ki sonuna kadar okudum. Turşuların hazin sonu, yada turşuların toplu intiharı ya da turşuların kurtuluş günü, yada 2012 turşu... diye gözümden film şeridi gibi geçti okuduklarım:)))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ahh ah!
Bu düşüp çatlayan patlayan kavanozlar, döküleni saçılanı toplamak insanı yoruyor, ama Leylağım, böyle bir olaydan sonra her seferinde kendimi hafiflemiş hissederim ben.:)
Geçmişler olsun!

Adsız dedi ki...

Ablam, neyseki sana bir şey olmamış, Allah korumuş, elin ayağın kesilebilirmiş...
Nazar çıkmış deriz ya... Geçmiş olsun...
Sevi

Hülya dedi ki...

Okurken güleyim mi, ağlayayım mı bilemedim. şimdi o biberiyelerin acısına ve zamansız gidişlerine nasıl dayanacaksın. Allah sabırlar versin :))

Red Riding Hood dedi ki...

Yazının başında öyle bi off çekmişim ki yan odadan kızlar noluyor diye bakmaya geldi :)) Ama gidişatı 3 kişi acı gülücüklerle okuduk :D Sizin bu anlatım yeteneğinize bayılıyorum,cidden tam yerinde herşey.Burcunuz nedir acaba ? Kızım Yay burcu ve onun da olayları anlatımı bakış açıcı bi değişiktir :D Burca inanma burçsuz kalma ;)

bilge ve annesi dedi ki...

ay ben bütün gün oturdum, şimdi seni okuyunca bir silkelendim, noluyoruz be dedim kendime kalk kalk bale izleyemiyorsun yap, bebenden , ablandan feyz al dedim valla:))

Siirli eller dedi ki...

Furug'un siiri ne guzel yakismis eline...iyiki yazmissin hafiflik vermis sana okuyana...

Ecehan dedi ki...

Allah kimseyi aksiyonsuz, kuru fasulyesiz ve bir de turşusuz bırakmasın.
Şirin'e göz kırptım yine.
Bu arada dün "parfimün dansı'na dokundum, yazıları minnacıktı, sıkılırım ben bundan herhalde dedim de bıraktım, bana acele tarafından alsa mıydım, almadım iyi mi ettim çaresizliğime bir cevap yollasan örtmenim.tm?
öptümm.

Düşlerimden İnciler dedi ki...

Yani leylağım turşu kavanozunun kırılışı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi :) emeklerin boşa gitmesine ve o enfes tadın cam kırıklarına karışmasına çok üzüldüm ama anlatışın karşısında güldüm :)
Ecel erken çalmış kapılarını ...
Şiir çok hoş ,mest oldum artık gideyim :)
keyifli haftalar ve günler dilerim :)

Adsız dedi ki...

TTI hariç ( toplu turşu intiharı) başarılı bir hafta sonu..
=)

ben ekrandaki alt yazıyı sevdim.. ne geziyosun sabahın köründe kedi gibi damlarda he ??
hehehe..

atalet

annemahsustan dedi ki...

Böyle yazarsınız da yazının sonu gelmeden ekran kapatılır mı?
Giden turşular olsun: )

Ben ne sanat özürlüyüm, hiç anlamıyorum baleden, resimden, müzikten: ( utandım walla şindik...

Leylak Dalı dedi ki...

Annemahsustan,
Ben de öyle dedim ne yapayım, giden turşular olsun:)
Çocukların küçük, büyüyünce anlarsın:))

Leylak Dalı dedi ki...

Atalet,
Damda yün çırpan Diyarbakırlı bir yaşlı nine söylüyordu ses alma cihazıyla damlarda dolaşan kıza o sözü:)
Evet turşu hariç başarılı bir hafta sonuydu, diğer hafta sonlarına örnek teşkil etsin diyorum ve de sevgiler yolluyorum...

Leylak Dalı dedi ki...

Düşlerimden inciler,
Ne yapayım kırıldı bi kere, ben de işi gırgıra vurdum.
Vay vay getti koç gibi turşularım:))

Leylak Dalı dedi ki...

Ecehan,
Amin amin, Şirin de öpücük yolladı sana:)
Parfümün Dansı güzel kitap yalnız fantastik şeylerden hoşlanmıyorsan pek sevmeyebilirsin ama ben eğlenceli ve hoş buldum. Harfleri küçük haklısın zorluyor insanı.
Ben de öptüm...

Leylak Dalı dedi ki...

Siirli eller,
Evet Füruğ harikadır...

Leylak Dalı dedi ki...

Sevda,
Evet ne oturuyorsun, kalk bale yap, hiç mi öğrenmedin kızının örtmeninden:))
Gittin mi İstanbul'a, selam et herkese, öperim:)

Leylak Dalı dedi ki...

Red Riding,
Sağolun:))
Burcum Kova ve tipik bir Kova kadını olduğumu düşünürüm. Aslında falın hiçbir türüne rağbet etmem, yıldız falları da dahil. Ama burçların özelliklerine inanırım, bana çok uyar mesela Kova. Kimbilir belki de tesadüftür.
Sevgiler hepinize...

Leylak Dalı dedi ki...

Hülya,
Durumum çok zor benim, bu acıyla nasıl yaşarım bilmem:)))
Ne deyim Allah başka keder vermesin:)

Leylak Dalı dedi ki...

Sevi,
İnşallah nazar çıkmıştır da temizlemek için o kadar uğraştığıma değer. Gerçekten bir yerimi kesmeden iyi toparladım.
Turşusuz kaldım da ona yanarım:))
ÖPerim...

Leylak Dalı dedi ki...

Ekmekçim,
Sağol. Hafifledik diyelim di mi? Giden turşu kavanozu olsun boşver.
Sevgiyle...

Leylak Dalı dedi ki...

Zeynep,
İkimiz bir olup filme mi çeksek ki:))

Leylak Dalı dedi ki...

Mavi Balon,
Yaa valla ben de en çok turşuma yandım, daha neredeyse tamamı doluydu, gitti gider:))

Leylak Dalı dedi ki...

Özgül,
İş kendisini sevmediğimi anlıyor galiba sevdirmek için peşimden dolanıyor. Kişt kişt:))

Leylak Dalı dedi ki...

Sis,
Öyle deme ya, sen çalışan kadınsın benim gibi elin boş gönlün hoş emekli misin. Yoksa sen de yapardım birşeyler, ancak dinleniyorsun. Neyse ki Behzat Ç. var ama dün kızdım kadına menopozlu diye şorlayınca Hayalet:))