9 Mart 2010 Salı

VAN GOGH'U SEVER MİSİNİZ?

Dün harika bir sergi gezdim. Eğer haberim olmasaymış çok şey kaçıracakmışım. Serginin adı: "VINCENT VAN GOGH'UN PEŞİNDE, MODERNİZMİN İZİNDE...". Mekan yine Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi" idi. Serginin oluşmasına neden olan projenin temelleri 2008 yılında atılmış. Onay Akbaş, Özdemir Altan, Tomur Atagök, Habip Aydoğdu, Bedri Baykam, İbrahim Çiftçioğlu, Adem Genç, Ekrem Kahraman, Bünyamin Özgültekin, Barış Sarıbaş ve Utku Varlık'ın yer aldığı bir bir grup ressam İbrahim Benli sponsorluğunda Van Gogh'un yaşamını geçirdiği ve sanatını icra ettiği kentlere giderek sanatçı hakkında çeşitli incelemeler yapmış, yaşadığı mekanları gezmiş ve onun eserlerinden hareketle kendi yorumladıkları tablolar ve enstelasyonlar oluşturmuşlar. Bu eserlerden oluşan sergi İstanbul ve İzmir'den sonra ne mutlu ki tam da benim burada olduğum zamana denk gelerek Ankara'da açılmış. Bana da gidip görmenin zevki kalmış.

Barış Sarıbaş'ın yorumu: Arles, July 1888 (Hommage from vincent Van Gogh)
Sol yandaki orijinal eser

Ekrem Kahraman yorumu: V.Van Gogh'un "Buğday Tarlası" eserinden; "Düğmelerini dikecek birisi..."
Tablonun ismi E. Kahraman tarafından Van Gogh'un yalnızlığına atfen konmuş. "Acaba düğmelerini kim diker, çamaşırını kim yıkardı" diye düşündüm diyor ressam ve buradan hareketle bu tabloyu yaptığını söylüyor.

Solda ünlü "Ayçiçekleri" tablosu. Ressam İbrahim Çiftçioğlu yorumlamış. Çalışmanın zeminini Van Gogh'un çeşitli resimlerinden alınma figürlerin baskıları oluşturuyor.

"Vincent" isimli bu özgün yorum Özdemir Altan'a ait.

"But I could have told you Vincent 2" isimli çalışma Adem Genç tarafından tuvale aktarılmış.

Tomur Atagök'ün bir eseri: "Yaşam, Kalpler, Zeytin Ağaçları ve Van Gogh'un İskemlesi"

Gönül arzu ederdi ki sergideki tüm tabloları buraya aktarabileyim ama oynayamayan gelinin misali "Yerim dar". Yalnız şunu itiraf edeyim ki hayatım boyunca kıskandığım pek az şeyden biri oldu bu proje, yer alabilmeyi o kadar isterdim ki.

1. Kattaki salonda yine proje grubunda yer alan Fransız kadın fotoğrafçı Sophie Bassouls'un "Benim İstanbul'um" isimli İstanbul fotoğrafları kolajlarından oluşan bir sergisi vardı. Hayranlıkla izledim. Diyorum ya her bakımdan süper bir sergiydi, gezebildiğim için şanslıyım.

Kızkardeşle sergi sonrası yorgunluğumuzu "Aylak Madam"da Kadınlar Günü nedeniyle kendimize armağan ettiğimiz frezyaların kokusu eşliğinde bir fincan damla sakızlı kahve ile attık. Hayat çok zor, daha sabah gözümüzü açarken aldığımız deprem haberlerinin başı çektiği gündeme tahammül daha da zor. Ara sıra böyle hoşluklar yapıp kafayı dağıtmakta fayda var. Hipokrat büyüğümüz ne buyurmuş: "Ars longa, vita brevis". Haklı; sanat uzun, yaşam kısa...

Not: Ankaralı bloggerler, sergiyi gezmek isterseniz Mart sonuna kadar açık.

11 yorum:

  1. Ne güzel bir gün geçirmişsiniz. Sergi gezmeyeli epey oldu...bu resimleri görünce içimdeki sanat aşkı kıpırdadı birden. Van Gogh'u sevenlerdenim bende. Özellikle tablolarındaki fırça darbelerin belirginliği resmi canlı kılıyor adeta....

    Kadınlar gününüz kutlu olsun.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Çok ilginç bir projeymiş gerçekten. Özenilmeyecek gibi değil. Bu bize izlettirdiğin kaçıncı sergi.
    Teşekkürler Leylak' cım.
    İyi geceler...

    YanıtlaSil
  3. Leylak Dalıcım. Sanat tarihi okumuş biri olarak Van Gogh severim. Favori tablom da ünlü ''GÜNEBAKANLAR''. Tabloları kadar , hayat hikayesi ile de ilgi çeken bir ressam, geçen akşam İnci Küpeli Kızı izledim. Bir tablonun filmi yapılabilmesi ne kadar entresan. Hep Kağlumbağa Terbiyecisinin filme alınmasını istemişimdir.

    Öptüm çok

    YanıtlaSil
  4. Hayranlıkla okudum yazdıklarınızı. Ayarlayıp gitmeye çalışacağım. Paylaştığınız için sağolun...

    YanıtlaSil
  5. Ankara'ya gelesim sergiyi gezesim geldi Nurşen'cim yaa.

    YanıtlaSil
  6. kendime hediye almayı sizden öğrendim.baktım dün kadınlar günümü kutlayan yok ben de kendime kitap hediye ettim mutlu oldum. :))) iyi ki böyle sergilerde fotoğraf çekmenize birşey demiyorlar da biz de en azından birkaç resim görebiliyoruz.

    YanıtlaSil
  7. Aklım orada kaldı, kaçsam mı..? :))
    Çok teşekkürler paylaşım için..

    YanıtlaSil
  8. Leylak abla senin de yaptığın resimler var mı acaba?Bir gün onları da sergilesene bize.
    Gerçekten çok verimli bir sergi olmuş.Göz gezdirebildiğimiz için ne mutlu .

    YanıtlaSil
  9. Benim büyük bebeye resim öğretmeni benzer bir çalışma yaptırmıştı, birkaç sene öncesinde. Bizimki, Van Gogh'un Arles'daki odasının kopyesini yapmıştı da pek kıvanmıştım, duvara asmıştım. Kuzguna yavrusu... misali!

    Senin serginin fikri hatırlattı bunu. Keşke, bize de gelseler, İstanbul'a.

    YanıtlaSil
  10. Kıskanıyorum, kıskanıyorum yaaa.Elinden oyuncağı alınmış bir bebek gibi önce dudaklarımı büzdüm sonra uzunca bir sessizlik ardından da etrafı ıslatırcasına akan gözyaşlarımla tiz bir ağlama sesi çıkarıyorum. Bu sergi İzmir'de açıldığında çatlak ben nerelerdeydim acaba...

    YanıtlaSil
  11. Çok çooook severin VAn Gogh'u. Yıllar evvel hayatının anlatıldığı bir film seyretmiştim, harikaydı. Sergiye burada gidememiştim.Ne iyi oldu sayende gitmiş kadar oldum.

    Sevgilerle.

    YanıtlaSil